 |
Despotizm bir Kültürdür, Uygarlık değil.
 |
|
 |
_ |
| Tarihlerinde kendilerini Marxist-Leninist ya da Maoist tanım altında toplumcu ya da ortaklaşacı devletler olarak bildirmiş ülkeler. — Sovyetlerin ve uydularının haritadan çekilmeleri henüz Despotizmin alanını küçültmüş değildir. İnsana Nazizmin verdiğinden daha fazla değer vermeyen Hint Kast Dizgesi Asya’nın genel despotik karakteri ile uyum içindedir. |
|
Doğulu bilinç Batının Kötü ile bir olduğunu düşünür — ya da daha doğrusu duyumsar. Batı kötü, suçlu, duyunçsuzdur. Doğu ise suçsuz kurban. Ve Batı kötü olduğu için Doğu iyi olandır, — ya da Doğu iyi olduğu için Batı kötü olandır, çünkü Doğu ve Batı karşıtlardırlar.
Bu bilinç sorunun daha karışık olabileceğini düşünemez, çünkü düşünmekten çok duyumsar, ya da düşünceleri nereden doğduklarını hiç bilmediği dürtülerinin buyruğundadır. Bu bilinç “düşünce özgürlüğü” gibi birşeyden söz ederken bile onun dışarıdan değil ama kendi içinden ve kendisi tarafından bastırıldığını bilemez. Ve ona düşünme özgürlüğü verilmediği için düşünmez. Böyle bilinç dünyaya baktığı zaman onun için İran özgürdür, İsveç değil; Çin’de en gerçek demokrasi vardır, ABD’de ise faşizm. —
Doğuya duyulan o sevecenlik, giderek şefkat Doğuyu bilmekten değil, ama gerçekte Batıya duyulan Nefretten kaynaklanır.
Despotik bilinç korkar — ister efendi olsun ister köle. Korku ise Düşmansız ve Nefretsiz ancak analitik bir soyutlama, ancak olanaksız birşeydir. Başka bir deyişle, Korku kendinde Nefrettir, ve Nefret olarak yok etmesi gereken Düşmansız yapamaz ve eğer onu bulamıyorsa yaratır. Korku Özgürlükle bağdaşmaz, ve Korkusuz yapamayan Despot için İstenç ve Özgürlük onun Başkası, onun Düşmanıdır. Despot Özgür İstençte bütünüyle haklı olarak yokoluşun gözdağını görür. — ‘Doğu’ teriminin altında yatan şey yön ile, coğrafya ile ilgisiz engin bir despotik bilinç alanıdır — henüz Özgürlük ile, varoluşun anlamı, değeri, güzelliği ile, henüz gerçek Kendisi ile, olabileceği Kendisi ile tanışmamış, eskimiş bir insanlık alanı.
Eğer Özgürlük Ahlak için, Erdem için saltık koşul ise, Duyunç ile bir ise,
eğer ancak özgür bir insanın Ahlakı ve Erdemi onun kendisinin olabilir ve ancak bu özgürlük içinde büyüyebilirse, eğer kölelerin salt köle oldukları, istençsiz oldukları için Ahlak ve Erdemleri olamazsa,
o zaman Özgürlük Kavramının insan bilincine ve varoluşuna nerede ulaştığı sorulmalıdır: Çin’de mi? Hindistan’da mı?
 |
|
 |
_ |
| Bir Demokrasi indeksi, 2007 (açık renk daha demokratik). Büyük ölçüde öznel olmasına karşın Doğu ve Batı ayrımını göstermek için yeterli. — Henüz dünyanın büyük yarısının kültürü olan Despotizm gelişemez, çünkü Gelişim özgür bireyin yeteneğine bağlıdır. Despotizm ise İstençsizlik, Eylemsizlik, Düşüncesizliktir. Bir Tarih savurganlığı olarak modern Despotizm Batıya henüz Batının kendisinde de Özgürlük ile bağdaşmayanda öykünmektedir — sömürüde, saldırganlıkta, eşitsizlikte. Ondan alabildiği onda anlayabildiğidir. |
|
Eğer Batı tüm Özgürlüğüne karşın, Demokrasinin, Yasa Egemenliğinin ve İnsan Haklarının bilincine karşın henüz moral ve törel gerilik içindeyse, ahlakın ve törelliğin koşulu olan Özgürlüğe henüz bütünüyle yabancı olan Doğunun durumunun ne olabileceğini yalın bir karşılaştırma ile çıkarabiliriz. Görüngü kendini gizleyen değil, ama sergileyen Özdür. Ve bir Kültür olarak Doğunun Özü ise Özgürlükten başka herşeydir — bir Kast dizgesi, Diktatörlükler, ve Mollalar, ve boşinanç, ve bilgisizlik, ve kölelik, ve bastırılmış güzellik, bastırılmış duyunç, bastırılmış düşünce.
Doğu Özgürlüğü hiçbir zaman tanımamıştır. Doğunun bildiği biricik özgürlük Despotun özgürlüğüdür. Batı ise Tarihtir, akışkanlık, değişim, gelişimdir. İnsanın kendi özünde olanı orada ortaya döktüğü, böylece gerçek olanı yanlış olandan, iyi olanı kötü olandan, güzeli çirkinden ayırdederek kendini orada tanıdığı Oluş sürecidir. Özgürlük sürecinin Ereğinin kendisi Özgürlüktür, çünkü süreç ancak daha şimdiden onda olanı, daha şimdiden olduğu şeyi üretebilir.
Batı evrensel Özgürlük bilincinin doğduğu yerdir. Bu demek değildir ki Özgürlük bilinci doğar doğmaz Avrupa Özgürlüğü tam içeriği ile yaşama geçirmiş, Ahlak ve Erdem birden bire tüm bireyler için bütün bir varoluşun koşulu olmuştur. Bu demektir ki, Özgürlük yoksunluğu içinde Ahlakı ve Erdemi de hiçbir zaman tanımamış olan Asya ile karşıtlık içinde, Avrupa Ahlakı, Erdemi ve Mutluluğu bu yaşamda gerçekleştirmenin yoluna girmiştir. Bu Zamanın, daha tam olarak Tarihin işidir ve yüzyılları gerektirir. Batı bu süreçte kendi içindeki despotla, kendi moral ve törel geriliği ile savaşım içindedir. Doğu ise Özgürlüğü bugün bile kavrayabilmiş değildir, ondaki kavga her durumda bir Despotun bir başka Despotla dürtüsel kavgasından ötesi değildir. Erdemsizlerin yaptıkları Devrimlerin kendilerinin ahlaklı olamayacaklarını, yalnızca despotizmin el değiştirmesi olduklarını Dünya-Tini her zaman olduğu gibi ancak onları yaparak ve yaşayarak öğrenmektedir. Doğunun milyarları Özgürlüğü öğrenmek ve kavramak zorundadırlar çünkü buna yeteneklidirler. Doğulu Batılıdan ayrı bir tür değildir. O da homo sapienstir, aynı özsel insan doğasını taşır, ve insan olmanın değerini, anlamını, güzelliğini, mutluluğunu yaşayabilir ve yaşamalıdır. Doğu salt Avrupa tarafından küçümsendiği için küçümsenmeyi hak etmiyor değildir. İkisini de küçümseyen bir saltık küçümseme noktası, gelişimin ikisi için de Bir olan Ereği vardır. |