Platon

yayınlar
alış verişokumalarsanat
Modern Tin: Hegel'in "Tüze Felsefesi"nin Bir Uygulaması
metinler
adlar
konular
mantık bilimi
internet seçmeleri
felsefe tarihi
Mevlana
yaşamöykülerinoetaİngilizce Anasayfa Modern Tin
_
Modernleşme insanın milyon yıldır üzerinde varolduğu bu yeryüzündeki son çabasıdır — en son bireyine dek özgürleşmiş bir insanlığın doğuşu için. Bu süreçte insan gizilliğinin gelişiminin önünde hiçbir kısıtlama, üzerinde hiçbir yetke ve güç bulunmaz, çünkü gizillik, gelişmesi gereken Öz onun kendi Gücü, kendi İstencidir. Orada kültür bütününde direnilmez bir akışkanlık tinidir, kesintisiz bir Yenileşmedir, var olanı granit katılığı içinde tutmaya çabalayan Geleneğin sürekli olumsuzlanmasıdır. Bu önüne geçilemez bir ilerleyiştir çünkü insan çoktandır Us olduğunu ve Us olmanın sonsuz anlamını kavramış, varoluşun tüm anlam ve değerinin kendisi olduğunun bilincine varmıştır. Yalnızca gelişiminin bu Ereği onun Tarihine anlamını veren değerdir, ve tüm değişimde kalıcı olan, tüm insan eyleminde ussal olan biricik öğedir. Onsuz bütün bir varoluş hiç kuşkusuz anlamsız ve saçma olurdu — o Ereği doğrulayamayan nihilizmin bütünüyle doğru olarak anladığı gibi. Tarihte insan bilmediği bir yerde, anlamadığı bir evrendedir; tanımadığı, giderek düşman saydığı ve onu düşman sayan yabancılar arasındadır. Tarih bir Doğa Durumu ve bir Uygarlık Durumudur, sürekli bir Savaş ve Barış Durumudur. Tarihte insan başkası tarafından insan olarak tanınacak ve başkasını insan olarak tanıyacak denli büyümüş değildir. Tarihte, bu bilinçsiz Oluş sürecinde insan hiçbir zaman gerçek Kendisi değildir. Ama ilk kez şimdi — ilk kez Özgürlük Kavramının kavrandığı bu tarihsel çağda — güneşin onun için doğduğunu ve parladığını, göklerin onun için döndüğünü, varoluşun biricik amaç ve anlam ve değerinin kendisi olduğunu kavramıştır. O sıradanlığa, erdemsizliğe, türesizliğe yazgılanmış özsüz bir varlık değil, ama herşeyin onun uğuruna varolduğu saltık son Erektir, çünkü Usu gibi Duygusu ve Duyarlığı da tanrısalın, sonsuzun kendisidir. Ancak ussal bir varlık olduğunu anladığı zaman kötülüğünü, suçlarını ve acılarını gerçek nitelikleri içinde anlayablilirdi. Ancak gerçek Kendisinin bilgisi karşısında bugüne dek olduğu herşeyin o olmadığını, girdiği her kılığın bir hiçlik olduğunu anlayabilirdi. Bu bilince ulaştığı düzeye dek, bundan böyle yazgısı, belirlenimi ona yabancı etmenlere bağlı değil ama kendi Usundadır .




Mantık Bilimi / Anasayfa

SCHILLER
50 Years of EU in the World
BEETHOVEN


Ekonomik Büyüme
 
 
Ekonomik büyüme törel büyümedir.
 
Türbin Rotor, ABB. Bu uygulayımsal bilginin, yüksek nitelikli emeğin bir başyapıtıdır. Doğa + Anlaktır; özdekselin kültürel biçimi, doğa-üstü ya da doğa-ötesi dediğimiz şey, insan düşüncesinin Doğa üzerine yansımasıdır. Ama eşit ölçüde de bir TÖRELLİK başyapıtı, insan Erdeminin bir cisimselleşmesidir. Bunda da pekala doğa-üstü ve doğa-ötesidir, metafizikseldir. Sayısız sözleşme, yükümlülük ve kuralın uygulaması olmaksızın üretilemez. Ve gene de politik süreçte bir yoketme aygıtının parçası olabilir. Modern Törellik henüz oluş sürecinde olan törelliktir. Henüz olanaktan edimselliğe, gizillikten tam edimselleşmeye gelişen insan ilişkileri alanıdır. Henüz Kavramına bütünüyle karşılık düşmez. Henüz onda insan kendi gerçek kendisi olarak bulunmaz ve davranmaz.


Harper Lee
Diren Yardımlı
 
   
 
 
En sonunda sevmesi ya da kendini yoketmesi gerektiğini anladıktan sonra, insan her zaman yaptığı gibi bunun için bir bilim geliştirmeye geçer. Kendine özgü semantiği bir yana bırakıldığında, ruhçözümlemenin en son amacı insanı sinircelerinden kurtarmak ve böylece ona sevme yeteneğini kazandırmaktır. İnsanın sevme sığası içeriye kendi üzerine dönen itkilerden özgürlüğünün derecesi ile ölçülür. Tıpkı bir mantarın suyun derinlerine batırılabilmesi gibi, sevgi de Ben tarafından hapsedilebilir: Beni uzaklaştırın, sevgi insanın varlığının yüzeyine yükselir.

Sevgi ile herşey olanaklıdır.
HARPER LEE

 


  Mantık Bilimi (B)
Hegel

_
Birinci Bölüm
Varlık
A. VARLIK

Varlık, arı Varlık, — daha öte belirlenim olmaksızın. Belirsiz dolaysızlığında yalnızca kendine eşittir ve ayrıca başkasına karşı eşitsiz değildir, ne içerisinde ne de dışarıya doğru türlülük taşır. Onda ayırdedilecek ya da onun bir başkasından ayırdedilmiş olarak koyulmasını sağlayabilecek olan herhangi bir belirlenim ya da içerik yoluyla arılığı içinde saptanamazdı. Arı belirsizlik ve boşluktur. — Eğer burada sezmeden söz edilebilirse, onda sezilecek hiçbirşey yoktur; ya da salt bu arı, boş sezmenin kendisidir. O denli de onda düşünülebilecek hiçbirşey yoktur, ya da eşit ölçüde yalnızca bu boş düşünmedir. Varlık — belirsiz dolaysız — gerçekte Yokluktur ve Yokluktan ne daha çoğu ne de daha azıdır.

B. YOKLUK

Yokluk, arı Yokluk; Yokluk kendi ile yalın eşitlik, tam boşluk, belirlenimsizlik ve içeriksizliktir; kendi içinde ayrımlaşmamışlıktır. Burada sezme ya da düşünme söz konusu edilebildiği ölçüde, birşeyin mi yoksa hiçbirşeyin mi sezildiği ya da düşünüldüğü arasında bir ayrım vardır. Öyleyse hiçbirşeyi sezmenin ya da düşünmenin bir anlamı vardır; ikisi ayırdedilir, böylece Yokluk bizim sezmemizde ya da düşünmemizde vardır [ist (existiert)]; ya da daha doğrusu boş sezmenin ve düşünmenin kendisidir ve arı Varlık ile aynı boş sezme ya da düşünmedir. Yokluk böylelikle arı Varlık olanla aynı belirlenim ya da daha doğrusu belirlenimsizlik ve dolayısıyla genel olarak aynı şeydir.

C. OLUŞ
a. Varlığin ve Yokluğun Birliği

Öyleyse arı Varlık ve arı Yokluk aynı şeydir. Gerçeklik olan ne Varlık ne de Yokluk, ama Varlığın Yokluğa ve Yokluğun Varlığa geçmiş olmasıdır — geçmesi değil. Ama o denli de gerçeklik ayırdedilmemişlikleri değil, tersine aynı şey olmamaları, saltık olarak ayrı olmaları ama o denli de ayrılmamış ve ayrılamaz olmaları ve dolaysızca her birinin kendi karşıtında yitmesidir. Gerçeklikleri öyleyse birinin ötekinde bu dolaysızca yitiş devimidir: Oluş; bir devim ki, onda ikisi ayırdedilirler, ama öyle bir ayrım yoluyla ki, eşit ölçüde dolaysızca kendini çözmüştür.

Dizge


  Mantık Bilimi (B)
Hegel

_

İkinci Kesim
Nicelik

Nitelik ilk, dolaysız belirlilik, Nicelik ise Varlığa ilgisizleşmiş belirliliktir, bir Sınırdır ki o denli de bir Sınır değildir; kendi-için-Varlıktır ki, saltık olarak başkası-için-Varlık ile özdeştir, — birçok Birin itilmesidir ki, dolaysızca itmeme, onların sürekliliğidir.

Kendi-için-olan şimdi başkasını dışlamayan ama dahaçok kendini olumlu olarak onda sürdüren olarak koyulduğu için, belirli-Varlığın bu süreklilikte yine ortaya çıkması ölçüsünde başkalıktır, ve belirliliği aynı zamanda bundan böyle yalın kendi ile bağıntı içinde değildir, bundan böyle belirli olarak var olan Birşeyin dolaysız belirliliği değildir, ama kendini kendinden iten olarak, kendi ile bağıntıyı belirlilik olarak dahaçok bir başka (kendi için olan) belirli-Varlıkta taşıyor olarak koyulur; ve bunlar aynı zamanda ilgisiz, kendi içlerine yansımış, bağıntısız Sınırlar oldukları için, genel olarak belirlilik kendi dışındadır, saltık olarak kendine dışsal olandır ve eşit ölçüde dışsal bir Birşeydir; böyle bir Sınır, Sınırın kendi içinde ilgisizliği ve Birşeyin Sınıra karşı ilgisizliği Birşeyin nicel belirliliğini oluşturur.

İlk olarak arı Nicelik belirli Nicelik olarak kendisinden, Niceden ayırdedilecektir. Birincisi olarak ilkin kendi içine geri dönmüş olgusal kendi-için-Varlıktır ki, henüz kendisinde hiçbir belirlilik taşımaz, — sağlam, kendini kendi içinde sürdüren sonsuz birlik.

Bu, ikinci olarak, belirliliğe ilerler ki, onda aynı zamanda bir belirlilik olmayan, yalnızca dışsal olan bir belirlilik olarak koyulur. Nice (Quantum) olur. Nice ilgisiz belirlilik, e.d. kendi ötesine geçen, kendi kendisini olumsuzlayan belirliliktir; bu başkalığın başkalığı olarak sonsuz ilerlemeye düşer. Ama sonsuz Nice ortadan kaldırılmış ilgisiz belirlilik, Niteliğin yeniden kuruluşudur.

Üçüncü olarak, Nice nitel biçimde nicel Orandır. Nice yalnızca genel olarak kendi ötesine geçer; Oranda ise öyle bir yolda kendi ötesine, kendi başkalığına geçer ki, belirlenimini onda bulduğu bu başkalık aynı zamanda koyulmuştur, bir başka Nicedir; böylece Nice kendi içine geri dönmüştür ve başkalığında kendi ile bağıntılıdır.

Bu Oranın temelinde henüz Nicenin dışsallığı yatar; birbirleri ile orantılı olanlar ilgisiz Nicelerdir, e.d. kendileri ile bağıntılarını böyle kendi-dışında-olmada taşırlar; — Oran böylece Niteliğin ve Niceliğin yalnızca biçimsel birliğidir. Diyalektiği onların saltık birliğine, Ölçüye geçişidir.

Dizge


 
DOĞA FELSEFESİ
AZİZ YARDIMLI
 

1. Modern Toplumda Felsefe ve Bilim
2. Pozitivizm
 


  Olgular ve Kavramlar:
Us Çağı


_
Aydınlanma görünüşte 'boşinancı' reddetse de, ironik olarak bilgi ile örtüşmeyen aynı öznel inançta sonlanır. Aydınlanmanın kuşkuculuğu Bilgi ve Gerçeklikte değil ama en çoğundan öznel inançta demir atar — Kant'ın gösterdiğine inandığı gibi. Aydın tüm dışsal bilgisine karşın gerçekte bilgisiz olandır. Tıpkı karşı çıktığı boşinanç denli Gerçeklik yoksuludur. İnandığı bildiği değildir. Bilmediğidir.
FelsefeYazın Dergisi 2007
FelsefeYazın Dergisi


KOOP ISLANDS BLUES
KOOP ISLAND BLUES


  Kapitalizm:
Artı-Değer ve Hırs Kıpılarının Sentezi


_
Yalnızca Kapital Kapitalizm değildir. Kapitalin Hırs ile birleşmesi Duyunç hamlığı zemininde olanaklıdır. Kapitalist bilinç moral olarak olgunlaşmamış, geri, yetersiz bir bilinçtir. Kapitalistin yamukluğu yalnızca Kapital alanına sınırlı değildir. Kapitalizm yalnızca insan Duyunçsuzluğun ekonomik ilişkiler alanındaki anlatımıdır.


ANAMAL


  Boşinanç ve Kültürel Assimilasyon

_
Değişim, gelişim zorunlu olarak Assimilasyon, şu ya da bu tikel kültüre Benzeşme değildir. Assimilasyon ancak göreli bir gelişim, henüz saltık olmayan yetersiz, koşullu bir değişim, alt kültürün üst kültüre öykünmesidir, çünkü örnek ya da ölçün alınan kültürün kendisi değişme ve daha öte gelişme gereksinimi içinde duran göreli bir modeldir.
 


  Despotizmden — Despotizm Yoluyla — Despotizme

_
Ocak 1992; yılbaşında Moskova'da bir ekmek kuyruğu.  
Ortaklaşacılık Mülkiyeti yadsımaz, tersine saltık olarak doğrular: Ortak olunacak Mülkiyet olmaksızın ortaklaşacılık kavramı analitik bir soyutlamadır. Dahası, mülkiyet ortaklaşacılıkta ortadan kaldırılmaktan bütünüyle uzak, alabileceği en büyük biçimi, Devlet Mülkiyeti biçimini alır. Bu evrensel Mülkiyet — ya da, yine aynı şey, tekil Mülkiyet — karşısındaki tüm İstenci silen bir Tekeldir ve sözcüğün gerçek anlamında istençsiz bir kitle yaratır, bütün bir insanlık tarihinin tanık olduğu en ezici kölelik yapısını kurar. Betimlemesi yazın sanatını bile sanat olmaktan çıkaracak bir suç düzenini, salt terör üzerine dayalı tiranlığı kurtuluş olarak, Toplumculuk olarak, Ütopya olarak görebilmenin gizi Özgürlük kavramının bilincinin yokluğunda yatar.
 


 
Kavramlar
Friedrich Schiller (1759-1805)   İnsanlığın Ereği insanın yetilerinin Gelişiminden, İlerlemeden başka birşey değildir.
Zweck der Menschheit ist kein anderer als die Ausbildung der Kräfte des Menschen, Fortschreitung.
— Friedrich Schiller, Die Gesetzgebung des Lykurgus und Solon.


Beethoven (1770-1827)
Egmont (Opus 84)
Üvertür: Sostenuto, ma non troppo
Allegro



Platon:
Devlet
 
  PLATON
DEVLET, KİTAP V (472-80)
Temalar: FELSEFECİ-DEVLET; BİLGİ-SANI


DEVLET, KİTAP VI (a)
Temalar: FELSEFECİNİN KARAKTERİ, DEVLET YÖNETİMİ


DEVLET, KİTAP VI (b) (c)
Tema: FELSEFECİ

DEVLET, KİTAP VI (d)
Tema: İYİ İDEASI, BİLGİ DERECELERİ (ÇİZGİ BENZETMESİ)

DEVLET, KİTAP VII (514-518)
Tema: MAĞARA MİTİ


  Copenhagenize / Kopenhaglılaştırmak
_ "With this blog we hope to bring Copenhagen Bicycle Culture to the world. In city councils around the world they speak of 'Copenhagenizing' their streets to accomodate bikes. Here in the Danish capital, it's just a way of life, as the photos and blog entries will highlight.

...
Copenhagen is already regarded as the best cycling city in the world and those of you out there who need inspiration for cycle advocacy in your towns and cities can find a wealth of info here."
 


Frederic Chopin (1810-1849)
Mazurka Do-diyez Minör Op. 63 No.3



  John Locke:
İnsan Anlağı Üzerine Bir Deneme
An Essay Concerning Human Understanding

Çeviri: Aziz Yardımlı
_
Doğuştan düşünceler kuramından yana konuşan Leibniz şöyle diyordu: ‘‘Anlıkta duyularda olmayan hiçbirşey yoktur, ama anlığın kendisi dışında. Şimdi ruh varlık, töz, birlik, özdeşlik, neden, algı, us ve duyuların veremeyeceği başka birçok kavramı kapsar.’’ Görgücü John Locke bu görüşte değildi. İnsanın düşünme yetisinin gerçekte duyularda olduğunu düşünüyordu. İnsan anlığının boş bir tablet, bir tür tabula rasa olduğunu ve Kavramların onun üzerine dışarıdan basıldıklarını ileri sürdü. Bu özgün buluş için bir dizi duyusal ya da görgül kanıt geliştirdi. Görgücülüğün çıkış noktası için dikkatle okumaya değer bir deneme.
 


  Helvétius
Bir Özdekçi Deha

Frederick Copleston
_
‘‘Helvétius insan anlağının tüm güçlerini duyum ve duyu-algısına indirger. Yaygın olarak insanın duyu düzeyini aşan yetileri olduğuna inanılmıştır. Ama bu yanlış bir kuramdır. Örneğin yargıyı alalım. Yargıda bulunmak bireysel düşünceler arasındaki benzerlikleri ve benzemezlikleri algılamaktır. Eğer kırmızının sarıdan ayrı olduğu yargısında bulunursam, yaptığım şey ‘kırmızı’ denilen rengin gözlerimi ‘sarı’ denilen rengin etkileyişinden ayrı bir yolda etkilediğini algılamaktır. Yargıda bulunmak, öyleyse, yalnızca algılamaktır.’’
 



İdea Yayınevi, İstanbul
Yayınlar | Metinler | Okumalar | Kavramlar | Yaşamöyküleri | Adlar | Konular | YAZIŞMA