 |
|
‘‘At the Gate of the Temple,’’
John William Goodward (1861-1922) |
GERÇEKLİK
YOLU
(Aletheia)
(2)
Düşüncenle uzakta olsalar da sanki elinin altındaymış gibi olan şeylere
kararlılıkla bak.
Var olanı var olana sımsıkı sarılandan kesip atamazsın.
O ne kendini düzenli olarak dışarıya saçar ne de biraraya gelir.
(3) Başladığım yerde herşey birdir benim için,
Çünkü yine geriye oraya geleceğim.
(4,5) Gel haydi, sana söyleyeyim
Gel
şimdi, düşünülebilecek biricik bilme yollarını söyleyeceğim (ve
sen sözüme kulak verecek ve onu saklayacaksın).
Birincisi:
"Vardır ve olmaması olamaz."
Bu İnanç yoludur (çünkü ona Gerçeklik eşlik eder);
İkincisi: "Yoktur, ve zorunlu olarak olmamalıdır."
Bu, dinle beni, tüm gerçeklikten yoksun olan yoldur, çünkü olmayanı
bilemezsin — bu olanaksızdır —, ne de bildirebilirsin,
çünkü düşünülebilen ve olabilen aynı şeydir.
(6) Sözü edilebilenin ve düşünülebilenin var olması zorunludur;
Çünkü onun için olmak olanaklı, ama olmayanın var olması olanaksızdır.
Senden düşünmeni istediğim budur,
Çünkü seni bu ilk araştırma yolundan geri çekiyorum.
Ve üzerinde hiçbirşey bilmeyen ölümlülerin
iki-yüzle dolandıkları bu ötekinden de,
Çünkü dolanan düşüncelerini güden şey göğüslerindeki çaresizliktir,
Öyle ki, sağır ve kör insanlar gibi aptallaşmış, sürüklenirler.
Ayrımsamayan kalabalıklar ki, var olanın ve olmayanın aynı olduğunu
ve olmadığını ve,
Tüm şeylerin karşıt yönlerde gittiğini düşünürler.
(7) Çünkü var olmayan şeylerin var oldukları hiçbir zaman tanıtlanamayacaktır.
Ama sen düşünceni bu araştırma yolundan uzak tutacaksın.
Ve sayısız deneyimden doğan alışkanlığın seni bu yola itmesine,
Görmeyen gözlerine ve çınlayan kulağına ve diline yol göstermesine izin
vermeyeceksin.
Ama sözünü ettiğim o çok iddialı çürütme üzerine usunla yargıda bulunacaksın.
(8)
Şimdi yalnızca tek tek bir yol kaldı — Vardır.
Bu yolda varlığın yaratılmamış ve yokedilemez olduğunu gösteren birçok
tanıt bulunur.
Bütündür, türdeştir ve devimsizdir ve hiç sonu gelmez.
Ne vardı ne de olacaktır.
Çünkü Şimdi vardır, hep birlikte, [5]
tek ve sürekli.
Öyleyse onun için hangi türeyişi arayacaksın?
Nasıl, Nereden büyüdü?
‘Olmayan’dan geldiğini söylemene ya da düşünmene izin vermeyeceğim:
Çünkü olmadığı söylenebilir ya da düşünülebilir değildir.
 |
|
‘‘Drusilla (1906)’’
John William Goodward (1861-1922) |
Hangi
gereksinim onu Yokluktan başlayarak er ya da geç büyümeye itmiş olabilir?
[10]
Öyleyse
ya saltık olarak var olmalı ya da hiç olmamalıdır.
Ne de kanıtın gücü varlıktan onun kendisinden başka birşeyin ortaya
çıkmasına izin verecektir.
Bu nedenle Türe (Dike) zincirlerini
gevşetip de,
Ortaya çıkmaya ya da yok olmaya izin vermez, ama sıkı sıkıya varlığa
sarılır.
(8) Bu konuda yargımız şuna bağlıdır: "Var mıdır, Yok mudur?"
[15]
Hiç kuşkusuz karar verilmiştir, ve zorunlu olarak:
Yollardan birinden düşünülemez ve adlandırılamaz olarak vazgeçmek (çünkü
bu gerçek yol değildir),
Ve ötekini var olarak ve gerçek olarak almak.
Öyleyse var olan nasıl gelecekte olacak olabilir? Ya da, nasıl ortaya
çıkabilir?
Eğer ortaya çıkmışsa, yoktur. Ve eğer ne de gelecekte olacaksa vardır.
[20]
Böylece Oluş söner ve Yitiş işitilmez olur.
Ama
bölünmüş de değildir, çünkü bütünüyle benzerdir.
Ne de burada daha çok ya da orada daha azdır, — ki birarada olmasını
önlerdi —,
Ama herşey var olanla doludur.
Öyleyse bütünüyle süreklidir, çünkü var olan var olana değer. [25]
Buna göre, güçlü bağların sınırlarında devimsizdir, başlangıçsız ve
bitimsizdir,
Çünkü ortaya çıkış ve ortadan yitiş çok uzaklara sürülmüş, gerçek inanç
onları uzaklara atmıştır.
Aynı olarak ve aynı kalmayı sürdürerek kendi kendisinde bulunur,
Ve böylece değişmeksizin aynı yerde kalır,
Çünkü güçlü zorunluk [30] onu
çepeçevre kuşatan sınırın bağlarında tutar.
Öyleyse var olanın eksiksiz olmamasına izin verilemez.
Çünkü eksik değildir — eğer olsaydı, o zaman onda herşey eksik olurdu.
 |
|
‘‘Drusilla’’ (ayrıntı, 1906)
John William Goodward (1861-1922) |
Düşünülebilen
ve uğruna düşüncenin varolduğu aynıdır;
Çünkü
var olan olmaksızın — ki bu bilgi onda anlatılır [35]
— düşünceyi
bulamazsın.
Ve var olandan başka hiçbirşey yoktur ve olmayacaktır,
Çünkü yazgı onu bütün ve devimsiz olmak zorunda bırakmıştır.
Bu yüzden tüm şeyler ölümlülerin verdikleri ve gerçek olduklarına inandıkları
adlardır:
Ortaya çıkış ve yitip gidiş, varlık ve yokluk, [40]
Ve yer değiştirme ve parlak rengin değişmesi.
O
zaman, bir en son sınırı olduğundan, tüm yanlarında tamdır,
Tıpkı özekten
tüm yönlerde eşit olarak uzanan yusyuvarlak
bir topun kütlesi gibi,
Çünkü ne burada ne de orada daha büyük ya da daha küçük olabilir. [45]
Çünkü ne onun benzerine ulaşmasını önleyecek bir yokluk vardır,
Ne de var olandan burada daha çok ve orada daha az olan birşey olabilir,
Çünkü bütün olarak bir zarara uğratılamazdır.
Çünkü tüm yanlarda kendine eşit olarak sınırlarına doğru biçimdeş olarak
uzanır.