Platon
(İÖ
428-348)
Yaşam
![]() |
Yaşam Platon bir Atinalıya yaraşır görülen tüm sanatlarda Sofistlerin en saygınları tarafından eğitildi. Ailede kendisine Aristokles denirdi. 'Platon' adını ona daha sonra öğretmeni taktı. Bu adı kimilerine göre alnının genişliğinden ötürü, başkalarına göre konuşmasının güç ve genişliğinden ötürü, ve daha başkalarına göre ise yapısının güzelliğinden ötürü aldı. Gençliğinde şiir ve trajediler yazdı ve şarkılar besteledi. Bunların bir bölümü bugüne dek ulaşmıştır. En iyi arkadaşlarından biri olan Aster için yazdığı dizeler şöyledir:
Gençliğinde kendini politikaya verme niyetindeydi. Yirmisinde babası tarafından Sokrates'e getirildi ve onunla sekiz yıl süren yakın dostluğu oldu. Anlatıldığına göre Sokrates önceki gece düşünde dizlerinde yavru bir kuğunun oturduğunu görür. Kuğunun kanatları çabucak gelişir ve sonra göğe uçarak şarkıların en tatlılarını söyler. Anlatılan bu tür öykülerle hem çağdaşları hem de daha sonra gelen kuşaklar Platon'un dingin vakarını, aşırı yalınlık ve sevimlilik ile birleştirdiği soyluluğu ve ağırbaşlılığı dile getirirler. Platon yalnızca Sokrates ve onun çevresindeki insanların bilgeliği ile yetinmedi. Daha önceki felsefecileri de inceledi. Aristoteles (Met. I. 6) Platon'un Sokrates ile tanışmadan önce Kratilus ile birlikte olduğunu ve Herakleitos'un öğretilerini bildiğini söyler. Eleatikleri, özellikle Pisagorcuları incelemiş ve en ünlü Sofistlerle birlikte olmuştur. Felsefe ile böyle yakından bir ilişki politika ve şiire ilgisinin yitişine götürdü ve onları bütünüyle bıraktı, kendini felsefeye ve bilimsel çalışmalara verdi. Sokrates gibi, o da bir Atina yurttaşı olarak askerlik görevini yerine getirdi e üç sefere katıldığı söylenir. Sokrates'in ölümünden sonra o da Sokratik dostlarıyla birlikte Atina'dan ayrılarak Megara'da Öklides'in yanına gitti. Çok geçmeden Megara'dan Afrika'da Kirene'ye gitti ve orada ünlü matematikçi Theodorus'un yanında dikkatini özellikle matematiğe çevirdi. Kendisi matematikte büyük yetkinlik kazandı.
Kirene'den sonra Mısır ve İtalya'ya gitti. İtalya'da günün ünlü Pisagorcuları ile, ünlü matematikçi Tarentum'lu Arkitas ile ve ayrıca Filolaus ve başkaları ile tanıştı. Ayrıca eski Pisagorcuların yazılarını yüksek bir ederle satın aldı. Sicilya'da Dion ile dostluk kurdu.
Atina'ya dönünce orada Akademi adı verilen bir meyva korusunda kendi felsefe okulunu açtı ve öğrencilerine dersler verdi. Burası kahraman Akademus'un onuruna ayrılmıştı, ama yerin eski kahramanla bağıntısı zamanla bütünüyle ortadan kalktı ve adın eski anlamı unutuldu. Platon Akademinin asıl kahramanıydı. Atina'nın 6 stadia (1 km) kadar dışında bulunan Akademi Hipparkhüs tarafından yapılan bir duvarla çevriliydi.Yontular ve tapınaklarla süslüydü, zeytin ve çınar ağaçları dikiliydi ve Kephios ırmağı tarafından sulanıyordu. Atina masallarına göre Akademideki zeytin ağaçları Erektheum'dan alınan kutsal zeytin ağacının katmanlarından yetiştirilmişti ve Tüm-Atina şenliğinde utku kazanan atletlere ödül olarak verilen zeytinyağı onlardan elde ediliyordu. Akademi Atina'nın Sülla tarafından kuşatılması sırasında büyük zarar gördü ve ağaçlarının pek çoğu savaş araçları için kereste yapılmak üzere kesildi. Platon okulunu burada bir bahçede açtı. |
Platon'un Atina'daki yaşamı Siraküze ve Sicilya'nın egemeni olan genç Dionisios'un sarayına gitmek üzere Sicilya'ya yaptığı yolculuklar tarafından iki kez kesintiye uğratıldı. Dionisios'un en yakın akrabası olan Dion ve daha başka saygın Siraküzeliler Platon'dan egemen Dionisios'un bir felsefeci olarak yetiştirilmesi düşüncesi geliştirilmişti. Babası tarafından hemen hemen bütünüyle eğitimsiz bırakılan Dionisios'a dostları tarafından Felsefe için belli bir ilgi ve saygı aşılanmıştı ve genç adam Platon ile tanışma isteği duyuyordu. Platon ile tanışıklığından büyük yararlar sağlayacağı ve onun başında bir felsefeci-kral olan gerçek bir devlet kurma düşüncesini Sicilya'da yaşama geçireceği umuluyordu. Genç bir prensin yanıbaşında onu esinlendirecek ve bilgilendirecek bilge bir insanın bulunması ilk bakışta eşsiz bir düşünce gibi görünür. Dionisios başlangıçta Platon'dan çok etkilendi. Ama bu uzun sürmedi. Dionsios'un onu kendisine yol gösterecek birine gereksinim duymaya götüren aynı yetersizliği tasarların yaşama geçirilmesini de engelleyen neden oldu. Platon ile arasındaki anlaşmazlık kişiseldi. Prens belli nedenlerle Dion ile çatışınca Platon da Dion ile dostluğundan ötürü olaya karışmak zorunda kaldı. Sonunda Platon Sicilyadan ayrıldı. Ama ilk ayrılıktan sonra ikisi de yeniden biraya gelme isteğini duydular. Dionisios Platon'u onunla anlaşmak için yeniden çağırdı. Ploton sonunda yalnızca ailesinin ve Dion'un değil ama Arkitas ve Tarentumlu daha başka Pisagorcuların yineleyen dileklerine boyun eğerek bir kez daha Sicilya'ya yola çıktı. Bu sonuncular Platon'un dönüş özgürlüğü konusunda kendisine güvence de verdiler. Ama Dionisios Platon'un varlığını da yokluğu gibi dayanılmaz buldu. Ve Platon'un da etkisiyle kendisinde bilim için bir saygı uyanmış olsa da, hiçbir zaman sığlığın ötesine geçmeyi başaramadı. Felsefeye ilgisi tıpkı şiire ilgisi gibi yüzeyseldi. Herşey olmak istiyordu: felsefeci, şair ve devlet adamı. Ama başkalarına güvenmeyi başaramıyordu. Böylece Platon ve Dionisios arasında hiçbir yakın bağ gelişmedi. Sicilya'ya üçüncü yolculuk başarısızlıkla sonuçlandı ve bu kez de bir yakınlık kurulamadı. Dahası, Dionisios'un Dion ile ilişkisi öylesine bozulmuştu ki, bu yüzden Platon Sicilya'dan ayrılmak istediğinde Dionisios gidişini engelledi. Sonunda Tarentumlu Pisagorcular Platon'un yardımına koştular, Platon'u Dionisios'tan geri istediler ve güvenlik içinde Yunanistan'a geri dönmesini sağladılar. Böylece Platon'un umutları kırıldı. |
Platon daha sonra Kirenelilerin ve Arkadyalıların devletleri için yasamada bulunması istemlerini geri çevirdi. Yasalar bir bireyin, bir felsefecinin ideallerine göre değil ama ulusun tinsel gelişim düzeyinin kendisi tarafından belirlenirler. Platon'un ideal kent-devleti görüşü tinin o zamanlar ulaştığı belirlenimin açıkça ve bütünüyle dışına düşüyordu. Bir bireyin düşüncesi tarihsel süreç karşısında hiçbirşeydir. Anayasaları bireyler değil ama ulusların tarihte gelişen ve belirlenen tinleri yapar. Bireyler anasayaları yaptıkları zaman, bu onların değil ama evrensel tinin ürününden başka birşey değildir. Solon ve Likurgus yasamacılardılar, ve zamanın tininin istemlerine anlatım vermeyi başardıkları ölçüde başarılı oldular. Platon 108'inci Olimpiyatın ilk yılına (348) dek yaşadı. Doğum gününde, seksen bir yaşında, bir düğün ziyafetinde öldü. |