![]() |
|
Thales
(624-546/5, İYONYA) |
|
Dünyayı mitolojik imgelerde ve tasarımlarda betimleyen bilinç biçiminden onu düşünceler yoluyla, ya da daha tam olarak Kavramlar yoluyla anlamayı isteyen bilinç biçimine geçiş kıpısını Thales’e yükleyen Aristoteles’tir. Thales böylece yalnızca felsefe tarihinin değil, yalnızca bütün bir bilimler tarihinin değil, ama Kavramın, özgür ussal ussal düşüncenin insan yazgısında saltık olarak belirleyici olduğu düzeye dek bütün bir Dünya Tarihinin kendisinin saltık dönüm noktasında durur.
Bu yüzden Aristoteles’i izleyerek Thales’i ilk felsefeci olarak görmeliyiz, çünkü ‘Su’ olarak ilkesinin henüz görgül olmasına karşın, ve çıkarsamasının henüz görgül olmasına karşın, ilkesi aynı zamanda evrenseldir, süreklidir, birdir, sonsuzdur, dolaysızdır. Böyle olarak, Zamanın yokediciliğine ilgisiz değişmez Kavramdır — üstelik duyusal gereçle örtülmüş bile olsa, çünkü ‘evrensel,’ ‘sürekli,’ ‘bir’ vb. duyusalın tekilliğine sığmaz, onun sonlu tasarımsal çemberini parçalar, düşünceyi kendi sonsuzluğunun izine düşmeye doğru özgürleştirir. Bilgelik sevgisi ise dünyanın özünü, gerçekliği Kavram yoluyla, salt düşüncenin gücü yoluyla bilmeyi sevmekten başka birşey değildir. Thales duyusal, imgesel, güzel mitolojinin sonlu, geçici, göreli tasarımlarından daha yüksek, daha güzel bir bilmenin yolunu, tüm sonluluktan özgür olan düşüncenin yolunu gösteren, insan Usunu kendi sonsuz Gerçeklik biçimine doğru edimselleştirmeye götüren sürecin başlatıcısıdır. |
||
Ondan önce, ister Doğuda ister Batıda olsun, ne mitolojik bilinçte ne de başka herhangi bir bilinç biçiminde düşünce felsefe olabilmek için gereksindiği bu sonsuzluğu, arılığı, özgürlüğü bulabilmiş değildir. Tüm tanrılar, salt duyusal-imgesel oldukları için, sonlu ve çokludurlar, düşünce onların düzleminde gerçek biçimine doğru devinip açınamaz. Mitolojinin dünyası usun evrensel yasasının kozmozu değil ama sonlu tanrıların özençlerinin egemenliği altında bir olumsallık alanıdır. Us, ne denli kendi yaratısı olursa olsun, mitolojik bir varoluş biçiminde durup kalamaz. Hesiodos’un ‘Theogoni’si vb. İyonya düşünürlerini önceler ve hiç kuşkusuz bu düşünürler içindeki yaşadıkları dünyanın tasarımsal-imgesel varsıllığı tarafından etkilenmişlerdir. Ve bütün bir ekinsel dünyanın uzağında yaşamadıkları düzeye dek, kesinlikle hiç kimse İyonya düşünürlerinin içinde yaşadıkları toplumdan etkilenmediklerini söyleyemez. Gene de önemli olan etkinin niteliğidir. Ve bu etki kurgul değildir, böyle olmadıkça felsefe için dönüştürülecek, dolaysız duyusal biçimden Usun kavramsal biçimine yükseltilecek ham gereç olmanın dışında hiçbir değeri ve önemi yoktur. Benzer olarak , Orfik kozmogoni fragmanlarında Miletus felsefesinin etkilerinin bulunması, Epimenides’in ‘Theogoni’sinde Anaxmenes’in düşüncelerinin görülmesi bu imgesel us yapıtlarını kurgul usun yapıtlarına yükseltmez. |
|
Diogenes Laertios İyonya felsefesinin Anaximander ile başladığını söyler, ama "bir Miletus'lu ve öyleyse bir İyonyalı olan Thales Anaximander'i eğitti," der. Thales asıl öncüdür. Aristoteles İyonya felsefecilerinin "özdeksel neden"i tanıdıklarını ve henüz "etker, biçimsel ve sonsal nedenler"den söz etmediklerini belirtir. Düşüncedeki bu değişim mitolojik ya da tanrıbilimsel Evren görüşünden doğal ya da fiziksel nedenler üzerinde işleyen bir Evren görüşüne geçiştir. |
Yaşam Thales'in adı değişik yazarlar tarafından değişik kapsamlarda verilen Yedi Bilge listelerinde sürekli olarak bulunur. Thales İyonya kentlerinin Kroseus'un egemenliği altında olduğu bir zamanda yaşadı. Onun devrilmesinden sonra (İÖ 548; Ol. 58, 1) bir özgürlük görünüşü yaratılmış olsa da kentlerin çoğu Pers yönetimi altında kaldı. Heredotus’a göre başarılı bir devlet adamıydı. Hiçbir yazısı ve çağdaşlarından hiçbir kaynak saklanmamıştır. Thales'ten yaklaşık 150 yıl kadar sonra yaşayan Heredotus şunları yazar (Tarihler I 170.3):
Güneş
Tutulması
Thales güneş tutulmasını hesaplayacak gökbilimsel bilgilerden yoksundu. Ama Sümer gökbilimcileri güneş ve ay tutulmaları için 223 aylık bir yinelemeli dönem (18 yıl, 10 gün, 8 saat) saptamışlardı ve Thales bu bilgiyi kullanmış olabilir. Diels Thales'in İÖ 585'teki tutulmadan 18 yıl önce 603'te Mısır'da yer alan güneş tutulmasına tanık olmuş olabileceğini belirtir. 585'teki güneş tutulması hemen hemen tamdı ve savaşan yanları savaşa son vermeye ve bir barış anlaşması yapmaya götürdü. Thales dünyanın küresel olduğunu, güneş tutulmasının ayın güneş ve dünya arasına girmesiyle yer aldığını bilmiyordu. Heredotus ayrıca Thales'in Kirus'a karşı savaşa başlayan Lidya kralı Kroesus'a Halis ırmağını geçmede suyun yatağını değiştirerek yardımcı olduğunu yazar. "Bu," der Heredotus, "Yunanlıların kabul ettikleri öyküdür, ama ben Kroseus'un varolan köprüleri kullandığını ileri sürüyorum" (I, 75). Mısır'a yolculuk yaptığı bilinen Thales'in geometriyi orada öğrendiği ve bu bilgiyi piramitlerin yüksekliğini ölçmek için kullandığı (Rodos'lu Hieronimos) ve onunla denizdeki gemilerin uzaklığını hesapladığı (Eudemus) söylenir.
Zeytin
Öyküsü Çukura
Düşme Öyküsü
|
|
Yazılar Diogenes Laertius asıllık konusunda kuşkular uyandırır, ama "başkalarına göre Thales biri Gündönümü Üzerine ve öteki Gündüz-Gece Eşitliği Üzerine iki incelemeden başka birşey yazmadı" (D.L. I.23). Argoslu Lobon'un ileri sürdüğüne göre Thales'in yazıları ikiyüz dizeden daha fazla değildi (D.L. I.34), ve Plutark Thales'e yazı yoluyla ilettiği kimi görüşleri yükler (Plutarch, De Pyth. ya da. 18. 402 E). Hesikhius'a göre '[Thales] gök sorunları üzerine, gündüz-gece eşitliği üzerine ve başka pekçok konuda epik düzyazıda çalışmalar üretti (DK, 11A2). Kallimakhüs Thales'e denizcilerin Küçük Ayı'ya göre yön belirlemeleri öğüdünde bulundu (D.L. I.23). Daha başka kaynaklar ona başka yazılar da yüklerler, ve antikçağda hiç kuşkusuz onun adı altında dolaşan kitaplar vardı. Ama Aristoteles’in zamanına dek ulaşan hiçbir yazısı yoktur ve hiçbirşey yazmamış olması olasıdır. |
Doğa
Felsefesi Simplikios (Fizik
Üzerine Yorum, 23.29-33): |
|
‘‘Tüm
şeylerin ilkesi sudur.’’ Bu ilke tekil durumların gözleminden türetilecek bir genelleme ya da tümevarım değildir. Aslında genellemenin tekil durumların bir gözleminden türetildiği görüşü bir yanılgıdır çünkü tekil durumlar yalnızca tekil durumlardır ve böyle alındıklarında üzerlerine ne denli düşünülürse düşünülsün, içlerine girip ne denli araştırılırsa araştırılsın, tüm parçaları çözümlense ve her köşesi didik didik edilse bile hiçbir zaman evrenseli göstermezler çünkü duyusal tekiller olarak böyle soyut bir kavramı, bir düşünceyi kapsamazlar. Hiç olmazsa evrenselin duyulur, gözlenebilir, ele gelir birşey olmadığı kabul edilmelidir. Gerçekte, evrenseli çıkarsamak usun kendine özgü etkinliğinin bir işlevidir, tıpkı onun tekil durumların gözleminden türetildiği görüşünün kendisinin usun bir çıkarsaması olması gibi. Us doğal işleyişinde hiçbir zaman kendi özsel doğasını, kendi asıl işleyişinin biçimini bilmez. Genelleme ya da tümevarım tekil gözlemlerin bir sonucu değil, tersine kendisi usun tekil gözlemleri kucaklayıp kapsayan evrenselinin işlevidir. Öte yandan tekil olan gerçekten de evrenseli baştan sona kapsar, saltık olarak ondan ayrılmazdır çünkü tekil olması ancak ve ancak evrensel olmaması yoluyla belirlenir ve bu olumsuzlama ise sözcüğün tam anlamıyla kapsamadır çünkü mantıksal olarak saltık olarak zorunlu bağıntıdır. Tekil kendinde Evrenseldir. Suyun ilke seçilmesinin nedeni. Thales’in en ünlü öğretisi su üzerinedir. Yeryüzünün su üzerine dayandığını söyler. Bu görüş Mısırlılar ve başkaları tarafından öncelenir. Aristoteles Thales'i bu vargıya götüren nedenleri bilemezdi çünkü Thales'in hiç olmazsa ona dek ulaşmış olduğu söylenebilecek yazılı hiçbir metni yoktu. Thales'in düşündüklerini ancak tahmin edebilirdi, ve bu tonda yazar.
Thales'in ilkesinin seçiminde içinde yaşadığı ekinin etmen olduğu düşünülebilir. Hiç kuşkusuz Babil ve Mısır düşüncelerini biliyordu, ve kendisinin Mısır'a yolculuk yapmış olduğu sorgulanmayan bir olgudur. Hem Babil hem de Mısır varoluşlarını özsel olarak suda buluyorlardı — Dicle ve Fırat, ve Nil. Plutark'a göre Mısırlı rahipler hem Thales'in hem de Homeros'un tüm şeylerin ilkesinin su olduğunu Mısır'dan öğrendiğini söyleyerek övünüyorlardı. Bir de dünyanın su üzerinde yüzmesi teması vardır. Seneca (Quaest. Nat. vi. 6):
Aristoteles, (Gökler Üzerine, 294a28-34):
İÖ ikinci bin yılın ortalarında Babil kozmolojisi (Enuma Eliş) suyun birincilliği üzerine benzer bir tablo sunar. Böyle mitlere ek olarak bir de Tufan öyküleri bolluğu vardır ve İbrani kozmogonisi Tanrının tininin sular üzerindeki uçuşundan söz eder. Homeros İliad'da "Ve Okyanus, tanrıların ilk babası, ve anneleri Tethis"den söz eder (XIV, 201). Tüm bunlar Thales'in ilkesinin dışsallığı denli dışsaldır. Aristoteles bunlardan ayrı olarak Thales'i Suyu ilke seçmeye götüren nedenin çok daha fiziksel-ussal gözlemler olduğunu söyler. Su ısıdaki değişime göre katı, sıvı ve gaz durumlarına geçer, ve seyrelme ve yoğunlaşma Thales'in ilkeden çıkarsamalarında kullandığı araçlardır. Ama tüm bu bağıntılı gözlemlerin sonucu olmayan, tersine kendisi onları öyle bağıntılı gözlemler olmaya belirleyen şey tümüne içsel olandır, evrensel düşüncedir. Tüm bu gözlemlerde duyusal olarak gözlenemeyen şey bu bağıntı, bu tözsellik, bu kavramdır. |
| (Font: Athenian) | Aristoteles (Metafizik I, 983b6 vs.) |
|
tÇn d¯ prÅtvn filosofhs‹ntvn oß pleİstoi
tŒw ¤n ìlhw eàdei mñnaw Ó®yhsan rxŒw eänai p‹ntvn: ¤j oğ gŒr ¦stin ‘panta
tŒ önta kaÜ ¤j oğ gÛgnetai prÅtou kaÜ eÛw ù fyeÛretai teleutaİon, t°w
m¢n [10] oésÛaw êpomenoæshw toİw d¢ p‹yesi metaballoæshw, toèto stoixeİon
kaÜ taæthn rx®n fasin eänai tÇn öntvn, kaÜ diŒ toèto oëte gÛgnesyai oéy¢n
oàontai oëte pñllusyai, Éw t°w toiaæthw fæsevw eÜ svzom¡nhw, Ësper oéd¢
tòn Svkr‹thn fam¢n oëte gÛgnesyai plÇw ÷tan gÛgnhtai kalòw µ mousikòw
[15] oëte pñllusyai ÷tan pob‹llú taætaw tŒw §jeiw, diŒ tò êpom¡nein
tò êpokeÛmenon tòn Svkr‹thn aétñn, oìtvw oéd¢ tÇn llvn oéd¡n: eÜ gŒr
eänaÛ tina fæsin µ mÛan µ pleÛouw miw ¤j Ïn gÛgnetai t”lla svzom¡nhw
¤keÛnhw. tò m¡ntoi pl°yow kaÜ tò eädow t°w toiaæthw rx°w oé tò aétò [20]
p‹ntew l¡gousin, llŒ Yal°w m¢n õ t°w toiaæthw rxhgòw filosofÛaw ìdvr
fhsÜn eänai (diò kaÜ t¯n g°n ¤f' ìdatow pef®nato eänai), labÆn àsvw t¯n
êpñlhcin taæthn ¤k toè p‹ntvn õrn t¯n trof¯n êgrŒn oïsan kaÜ aétò tò
yermòn ¤k toætou gignñmenon kaÜ toætÄ zÇn (tò d' ¤j oğ gÛgnetai, toèt'
¤stÜn [25] rx¯ p‹ntvn)--di‹ te d¯ toèto t¯n êpñlhcin labÆn taæthn kaÜ
diŒ tò p‹ntvn tŒ sp¡rmata t¯n fæsin êgrŒn ¦xein, tò d' ìdvr rx¯n t°w
fæsevw eänai toİw êgroİw. eÛsÜ d¡ tinew oã kaÜ toçw pampalaÛouw kaÜ polç
prò t°w nèn gen¡sevw kaÜ prÅtouw yeolog®santaw oìtvw oàontai perÜ t°w
fæsevw [30] êpolabeİn: ƒVkeanñn te gŒr kaÜ Thyçn ¤poÛhsan t°w gen¡sevw
pat¡raw, kaÜ tòn ÷rkon tÇn yeÇn ìdvr, t¯n kaloum¡nhn êp' aétÇn Stæga [tÇn
poihtÇn]: timiÅtaton m¢n gŒr tò presbætaton, ÷rkow d¢ tò timiÅtatñn ¤stin.
|
İlk felsefecilerin çoğu yalnızca özdek doğasındaki ilkelerin tüm şeylerin ilkeleri olduğu görüşündeydiler. Tüm varlıkların ondan oluştukları, ondan geldikleri ve sonunda yine ona çözündükleri ilk, onda özün kalıcı olduğu ve kendini yalnızca değişkilerinde değiştirdiği şey — buna varlıkların öğesi ve ilkesi derler. [10] Ve bu nedenle hiçbir şeyin varedilmediğini ya da yokedilmediğini düşünürler, çünkü bu tür töz her zaman kalıcıdır. Benzer olarak, Sokrates güzel ya da müzikal olduğu zaman saltık olarak varlığa geldiğini söylemeyiz; ne de bu nitelikleri yitirdiğinde yokolduğunu söyleriz; [15] çünkü dayanak, Sokrates’in kendisi, kalır. Aynı yolda hiçbir şey varedilmez ya da yokedilmez; çünkü bir — ya da birden çok — doğa vardır ki başka herşey ondan varedilirken kendisi kalıcıdır. Ama böyle ilkelerin sayısı ve biçimleri konusunda tüm düşünürler anlaşma içinde değildirler. [20] Bu felsefe türünün kurucusu olan Thales Suyun bu ilke olduğunu söyler (Yeryüzünün Su üzerinde dinginlikte olduğunu bildirmesinin de nedeni budur). Belki de tüm şeylerde besleyici olanın nemli olduğunu, sıcaklığın kendisinin nemden yaratıldığını ve varoluşu için ona dayandığını (ve herşeyin kendisinden varedildiği şeyin herşeyin ilkesi olduğunu) görerek bu sayıltıyı çıkardı. [25] Buna göre bu varsayıma böyle ulaştı; ama her şeyin tohumunun nemli bir doğada iken suyun nemli şeylerin ilkesi olması da onu bu varsayıma götürdü. Kimileri vardır ki ilk kez eski çağların şimdiki kuşaktan çok önce yaşamış ve Tanrılarla ilgilenmiş insanlarının da doğa üzerine aynı şeyleri düşündüklerine inanırlar; [30] çünkü Okeanos ve Tethis’i yaratılışın babası olarak ve Tanrıları ise Styx adını verdikleri Su adına ant içiyor olarak temsil ederlerdi; ama en eski olan en onurlu olandır, ve en onurlu olan ise adına ant içtiğimizdir. |
| İlkenin Mantıksal Yapısı | |
|
Görünürdeki türlülüğün altında temel bir birlik öğesi yatar. Thales salt dolaysız algının yeterliğini kabul etmez. Görüngülerin mitolojik yorumunu da doyum verici bulmaz.
|
|
|
Thales'in ilkesi ile aynı zamanda sonsuza gerileme ortadan kaldırılır. İlke zamanda ve uzayda sonsuzdur. Sonsuzluk tüm sonluluğu olumsuzladığı ölçüde aynı zamanda tüm belirlenimi de ortadan kaldırır ve arke biçimden yoksundur — evrensel düşünce. Bu analitik ilke gene de tüm türlülüğün başlangıcı olacak, varolan tüm sonlular (aralarında tanrılar da olmak üzere) ondan çıkarsanacaktır. Thales bu duyusal-görgül düzlemde tutarlı olarak çıkarsamasını seyrelme ve yoğunlaşma süreçleri ile görgül olarak yapar. Kavram arkatasarda işlemektedir. |
|
|
Thales’in önermesi görgül kökenli olamaz: Bitkilerin yaşam süreçlerinin gözleminden türetilemez. İlke, tersine, görgül gereç üzerine uygulanır. Kuramlar doğrudan doğruya gözlemden türetilmezler (a priori). |
|
| Thales’in savı yadsındı (su), ama önermesinin mantıksal özü doğrulandı. |
|
Töz olarak ilke |
|
|
İlk felsefeciler ilk (arke) sorunu tartışırken ilkeden “varolan herşeyin ondan oluştukları, ilkin ondan geldikleri, ve sonunda onda yokoldukları” [ex hou gar estin hapanta ta onta kai ex hou gignetai protou kai eis ho phtheiretai teleutaion] birşeyi anlarlar. Thales’in en yakın izleyicisi Anaximander’de aynı mantıksal ilke bulunur: “şeylerin ondan doğdukları yine şeylerin ona yokoldukları” birşeydir [ex hon de he genesis esti tois ousi kai ten phthoran eis tauta ginesthai]. |
![]() |
|
Hilozoizm Aristoteles bu soruya şöyle bir yanıt girişiminde bulunur (Metafizik, A 984a21)
İyonyalı felsefeciler bu ayrımı yapmıyorlardı. Onlar için ilke özünlü olarak devingendi. Aristoteles bu konuda şunları yazar (De Anima, 405a19):
Aristoteles Thales'in tüm şeyleri tanrılarla dolu olarak gördüğünü de söyler. |
|
Matematik |
|
Thales 5 teorem keşfetti: Bunlardan 4 dışındakiler Thales'e Proklus tarafından yüklenir. 4'üncü teorem Diogenes Laertius tarafından Pamfilia'dan yapılan bir alıntıda aktarılır. Öyküye göre o da Pisagoras'ın kendi adını taşıyan teorem durumunda yaptığı gibi tanıtlamayı yaptıktan sonra tanrılara bir öküz kurban etmiştir. Ama bu teoremlerin tanıtlamaları örneğin Öklides'in daha sonraki yöntemli tanıtlamaları gibi değildir. |
|
Kozmoloji |
|
Seneca (Quaest.
Nat. vi. 6): Aristoteles (Gökler
Üzerine, 294a28-34): |
|
Aziz Yardımlı. 2002-3. GELİŞTİRİLİYOR |