Thales
(624-546/5, İYONYA)

Dünyayı mitolojik imgelerde ve tasarımlarda betimleyen bilinç biçiminden onu düşünceler yoluyla, ya da daha tam olarak Kavramlar yoluyla anlamayı isteyen bilinç biçimine geçiş kıpısını Thales’e yükleyen Aristoteles’tir. Thales böylece yalnızca felsefe tarihinin değil, yalnızca bütün bir bilimler tarihinin değil, ama Kavramın, özgür ussal ussal düşüncenin insan yazgısında saltık olarak belirleyici olduğu düzeye dek bütün bir Dünya Tarihinin kendisinin saltık dönüm noktasında durur.

Dünya Tarihi özsel olarak Tinin kendisinin açınım süreci olduğu için, ve Mitolojik Bilinç Tinin sonlu belirlenimlerindeki açınımı olarak Tinin tüm gizilliğini tüketemeyeceği için, gizilliğin kendinde edimsellik olması ölçüsünde Tin tam açınımına, eksiksiz özgürlüğüne ilerleyişini zorunlu olarak, özgür olarak, ussal olarak sürdürecektir. Mitolojik Bilinç biçimlerinin, bu sonlulukların ötesine geçemeyen Çin ve Hindistan’ın, Afrika ve Avrupa halklarının tersine, bir ekinsel pota olarak, İnsan Uygarlığının ulaşılan doruğu olarak Tinin devimini sürdüren güç ilkin İyonya’da gelişip serpildi. Başka yerlerde durağanlaşıp kendi içine dönen ve kapanan Tinin ileri deviminde İyonyalı düşünürlerin eylemleri saltık olarak değerlidir: Dünya Tarihi Çin olmaksızın, Hindistan vb. olmaksızın yapabilir. Süreç yitmez. Ama İyonya tarihsel süreklilikten bağışlanacak olsaydı, Tinin özgürlüğe açınımı için yerini bir başka İyonya ile doldurmak gerekirdi. İnsanın gelişimi için sonsuzluğa yetenekli düşüncesinin önünün açılması, imgesel bilincin kavramsal bilince geçmesi, evrensel, sonsuz, kurgul düşüncenin eyleminin başlaması gerekliydi.

Bu yüzden Aristoteles’i izleyerek Thales’i ilk felsefeci olarak görmeliyiz, çünkü ‘Su’ olarak ilkesinin henüz görgül olmasına karşın, ve çıkarsamasının henüz görgül olmasına karşın, ilkesi aynı zamanda evrenseldir, süreklidir, birdir, sonsuzdur, dolaysızdır. Böyle olarak, Zamanın yokediciliğine ilgisiz değişmez Kavramdır — üstelik duyusal gereçle örtülmüş bile olsa, çünkü ‘evrensel, sürekli, bir’ vb. duyusalın tekilliğine sığmaz, onun sonlu tasarımsal çemberini parçalar, düşünceyi kendi sonsuzluğunun izine düşmeye doğru özgürleştirir. Bilgelik sevgisi ise dünyanın özünü, gerçekliği Kavram yoluyla, salt düşüncenin gücü yoluyla bilmeyi sevmekten başka birşey değildir. Thales duyusal, imgesel, güzel mitolojinin sonlu, geçici, göreli tasarımlarından daha yüksek, daha güzel bir bilmenin yolunu, tüm sonluluktan özgür olan düşüncenin yolunu gösteren, insan Usunu kendi sonsuz Gerçeklik biçimine doğru edimselleştirmeye götüren sürecin başlatıcısıdır.

Venüs  

Ondan önce, ister Doğuda ister Batıda olsun, ne mitolojik bilinçte ne de başka herhangi bir bilinç biçiminde düşünce felsefe olabilmek için gereksindiği bu sonsuzluğu, arılığı, özgürlüğü bulabilmiş değildir. Tüm tanrılar, salt duyusal-imgesel oldukları için, sonlu ve çokludurlar, düşünce onların düzleminde gerçek biçimine doğru devinip açınamaz. Mitolojinin dünyası usun evrensel yasasının kozmozu değil ama sonlu tanrıların özençlerinin egemenliği altında bir olumsallık alanıdır. Us, ne denli kendi yaratısı olursa olsun, mitolojik bir varoluş biçiminde durup kalamaz.

Hesiodos’un ‘Theogoni’si vb. İyonya düşünürlerini önceler ve hiç kuşkusuz bu düşünürler içindeki yaşadıkları dünyanın tasarımsal-imgesel varsıllığı tarafından etkilenmişlerdir. Ve bütün bir ekinsel dünyanın uzağında yaşamadıkları düzeye dek, kesinlikle hiç kimse İyonya düşünürlerinin içinde yaşadıkları toplumdan etkilenmediklerini söyleyemez. Gene de önemli olan etkinin niteliğidir. Ve bu etki kurgul değildir, böyle olmadıkça felsefe için dönüştürülecek, dolaysız duyusal biçimden Usun kavramsal biçimine yükseltilecek ham gereç olmanın dışında hiçbir değeri ve önemi yoktur.

Benzer olarak , Orfik kozmogoni fragmanlarında Miletus felsefesinin etkilerinin bulunması, Epimenides’in ‘Theogoni’sinde Anaxmenes’in düşüncelerinin görülmesi bu imgesel us yapıtlarını kurgul usun yapıtlarına yükseltmez.


Diogenes Laertios İyonya felsefesinin Anaximander ile başladığını söyler, ama "bir Miletus'lu ve öyleyse bir İyonyalı olan Thales Anaximander'i eğitti," der. Thales asıl öncüdür. Aristoteles İyonya felsefecilerinin "özdeksel neden"i tanıdıklarını ve henüz "etker, biçimsel ve sonsal nedenler"den söz etmediklerini belirtir. Düşüncedeki bu değişim mitolojik ya da tanrıbilimsel Evren görüşünden doğal ya da fiziksel nedenler üzerinde işleyen bir Evren görüşüne geçiştir.


  Apollon -

Yaşam
Apollodorus’a göre Thales 624’te doğdu (39'uncu Olimpiyatın birinci yılı); Diogenes Laërtius Thales’in 58’inci Olimpiyat sırasında 78 yaşında öldüğünü (548-545) yazar. Lidya kralları Aliattes ve Kroisos zamanında yaşadı ve Atina'lı Solon'un çağdaşıydı. Heredotus'a göre ataları Fenikelilerdi. Babasının adı Eksamies, annesininki Kleobulina idi.

Thales'in adı değişik yazarlar tarafından değişik kapsamlarda verilen Yedi Bilge listelerinde sürekli olarak bulunur.

Thales İyonya kentlerinin Kroseus'un egemenliği altında olduğu bir zamanda yaşadı. Onun devrilmesinden sonra (İÖ 548; Ol. 58, 1) bir özgürlük görünüşü yaratılmış olsa da kentlerin çoğu Pers yönetimi altında kaldı.

Heredotus’a göre başarılı bir devlet adamıydı. Hiçbir yazısı ve çağdaşlarından hiçbir kaynak saklanmamıştır.

Thales'ten yaklaşık 150 yıl kadar sonra yaşayan Heredotus şunları yazar (Tarihler I 170.3):

“İyonya’nın yokedilmesinden önce bile bir Miletos’lu olan ve ailesi başlangıçta Fenike’den gelmiş olan Thales tarafından yararlı öğütler verilmişti. İyonyalıları tek bir meclis kurmaya yöneltmiş, onun İyonya’nın özeği olan Teos’ta olması gerektiğini, ve başka kentlerde yaşamın sürdürülmesi ama bunların sanki kasabalarmış gibi görülmeleri gerektiğini söylemiştir.”

Güneş Tutulması
Heredotus (Tarihler, I, 170.2):

[Aliattes yönetimindeki Lidyalılar ile Kiakseres yönetimindeki Persler arasındaki] savaş altıncı yılında bir çarpışma yer alıncaya dek bir denge durumuna girmişti. O yıl savaş başladıktan sonra gündüz birdenbire geceye döndü. Gündüzün bu değişimi İyonyalılara onun edimsel olarak yer aldığı tam yılın zamanını saptamış olan Miletus'lu Thales tarafından önceden bildirilmişti.”

Thales güneş tutulmasını hesaplayacak gökbilimsel bilgilerden yoksundu. Ama Sümer gökbilimcileri güneş ve ay tutulmaları için 223 aylık bir yinelemeli dönem (18 yıl, 10 gün, 8 saat) saptamışlardı ve Thales bu bilgiyi kullanmış olabilir. Diels Thales'in İÖ 585'teki tutulmadan 18 yıl önce 603'te Mısır'da yer alan güneş tutulmasına tanık olmuş olabileceğini belirtir. 585'teki güneş tutulması hemen hemen tamdı ve savaşan yanları savaşa son vermeye ve bir barış anlaşması yapmaya götürdü. Thales dünyanın küresel olduğunu, güneş tutulmasının ayın güneş ve dünya arasına girmesiyle yer aldığını bilmiyordu.

Heredotus ayrıca Thales'in Kirus'a karşı savaşa başlayan Lidya kralı Kroesus'a Halis ırmağını geçmede suyun yatağını değiştirerek yardımcı olduğunu yazar. "Bu," der Heredotus, "Yunanlıların kabul ettikleri öyküdür, ama ben Kroseus'un varolan köprüleri kullandığını ileri sürüyorum" (I, 75).

Mısır'a yolculuk yaptığı bilinen Thales'in geometriyi orada öğrendiği ve bu bilgiyi piramitlerin yüksekliğini ölçmek için kullandığı (Rodos'lu Hieronimos) ve onunla denizdeki gemilerin uzaklığını hesapladığı (Eudemus) söylenir.

Piramidin boyunu ölçmek için gölgenin uzunluğunun cismin uzunluğu ile eşit olduğu saati bekleyip Piramidin gölgesinin boyunu ölçmek yeterlidir.

Zeytin Öyküsü
Aristoteles'in anlattıklarına göre (Politika, A 1259a6), Thales meteorolojideki ustalığını kullanarak kış aylarında gelecek mevsimin zeytincilik için verimli geçeceğini tahmin etti. Buna göre Miletus ve Kios'taki tüm zeytin preslerini ucuza kiraladı. Zeytinler olgunlaşınca presleri kendi belirlediği bir ederle başkalarına yeniden kiraladı. Amacı onu yoksulluğundan ötürü kınayanlara yanıt olarak bilgelerin para kazanmada pek güçlük çekmeyeceklerini göstermekti.

Çukura Düşme Öyküsü
Yıldız seyrederken bir çukura düşen Thales'e bir köylü kadını gülerek ayağının altındakini bile göremezken gökte neler olduğunu bulmaya çalıştığını söyler. Hegel şöyle yanıtlar (Felsefe Tarihi, I):

"İnsanlar böyle şeylere gülerler ve övünçle felsefecilerin onlara bu tür şeyleri öğretemeyeceklerini söylerler. Ama felsefecilerin onlara güldüklerini anlamazlar, çünkü çukulara düşmemelerinin nedeni her daha şimdiden orada yaşıyor olmaları ve yukarıda üzerlerinde nelerin varolduğunu görememeleridir."


Yazılar
Thales’in herhangi bir inceleme yazmış olduğu kuşkulu olsa da, bir dizi eski yazar onun yazılarından söz eder. Simplikios’a göre (Diels, Dox. p. 475) Thales denizciler için bir Yıldız Kılavuzu yazmıştır.

Diogenes Laertius asıllık konusunda kuşkular uyandırır, ama "başkalarına göre Thales biri Gündönümü Üzerine ve öteki Gündüz-Gece Eşitliği Üzerine iki incelemeden başka birşey yazmadı" (D.L. I.23). Argoslu Lobon'un ileri sürdüğüne göre Thales'in yazıları ikiyüz dizeden daha fazla değildi (D.L. I.34), ve Plutark Thales'e yazı yoluyla ilettiği kimi görüşleri yükler (Plutarch, De Pyth. ya da. 18. 402 E). Hesikhius'a göre '[Thales] gök sorunları üzerine, gündüz-gece eşitliği üzerine ve başka pekçok konuda epik düzyazıda çalışmalar üretti (DK, 11A2). Kallimakhüs Thales'e denizcilerin Küçük Ayı'ya göre yön belirlemeleri öğüdünde bulundu (D.L. I.23).

Daha başka kaynaklar ona başka yazılar da yüklerler, ve antikçağda hiç kuşkusuz onun adı altında dolaşan kitaplar vardı. Ama Aristoteles’in zamanına dek ulaşan hiçbir yazısı yoktur ve hiçbirşey yazmamış olması olasıdır.


Miletus, Bouleuterion
Frank A. Knoth tarafından yapılan (Mart 1990) model; Güney salon ve avlusu; arkada ana yapı; sağda propilon. Yapım tarihi Bouleuterion’un kendisinde bulunan yazıtlara göre İÖ 175 - 164’tür. (‘‘Herakleides’in oğulları Timarchos ve Herakleides [bu yapıyı] Kral Antiochus Epifanes adına Didim Apollon’una, Hestia Bulaia ve Demos’a [adamışlardır]’’.

 

Doğa Felsefesi
Aristoteles ve Theofrastus Thales’in önermesini felsefenin başlangıcı olarak alırlar. Aristoteles’e göre Thales ‘doğa felsefesi’nin kurucusudur. (‘Doğa Felsefecileri’ ya da ‘fizyolog’lar, fusikoi, fusiologoi.)

Simplikios (Fizik Üzerine Yorum, 23.29-33):
“Yunanlılara doğa incelemesini ilk kez Thales’in sunduğu söylenir. Theofastrus’un kendisinin kabul ettiği gibi birçokları tarafından öncelenmesine karşın, tüm öncüllerini onları gölgede bırakacak denli aşmıştır. Ama yazılı olarak arkada “Denizcilik Gökbilimi” denilen çalışmasının dışında hiçbirşey bırakmadığı söylenir.”


‘‘Tüm şeylerin ilkesi sudur.’’
Thales’in bu ilkesi Aristoteles tarafından aktarılır.

Bu ilke tekil durumların gözleminden türetilecek bir genelleme ya da tümevarım değildir. Aslında genellemenin tekil durumların bir gözleminden türetildiği görüşü bir yanılgıdır çünkü tekil durumlar yalnızca tekil durumlardır ve böyle alındıklarında üzerlerine ne denli düşünülürse düşünülsün, içlerine girip ne denli araştırılırsa araştırılsın, tüm parçaları çözümlense ve her köşesi didik didik edilse bile hiçbir zaman evrenseli göstermezler çünkü duyusal tekiller olarak böyle soyut bir kavramı, bir düşünceyi kapsamazlar. Hiç olmazsa evrenselin duyulur, gözlenebilir, ele gelir birşey olmadığı kabul edilmelidir. Gerçekte, evrenseli çıkarsamak usun kendine özgü etkinliğinin bir işlevidir, tıpkı onun tekil durumların gözleminden türetildiği görüşünün kendisinin usun bir çıkarsaması olması gibi. Us doğal işleyişinde hiçbir zaman kendi özsel doğasını, kendi asıl işleyişinin biçimini bilmez. Genelleme ya da tümevarım tekil gözlemlerin bir sonucu değil, tersine kendisi usun tekil gözlemleri kucaklayıp kapsayan evrenselinin işlevidir.

Öte yandan tekil olan gerçekten de evrenseli baştan sona kapsar, saltık olarak ondan ayrılmazdır çünkü tekil olması ancak ve ancak evrensel olmaması yoluyla belirlenir ve bu olumsuzlama ise sözcüğün tam anlamıyla kapsamadır çünkü mantıksal olarak saltık olarak zorunlu bağıntıdır. Tekil kendinde Evrenseldir.

Suyun ilke seçilmesinin nedeni. Thales’in en ünlü öğretisi su üzerinedir. Yeryüzünün su üzerine dayandığını söyler. Bu görüş Mısırlılar ve başkaları tarafından öncelenir. Aristoteles Thales'i bu vargıya götüren nedenleri bilemezdi çünkü Thales'in hiç olmazsa ona dek ulaşmış olduğu söylenebilecek yazılı hiçbir metni yoktu. Thales'in düşündüklerini ancak tahmin edebilirdi, ve bu tonda yazar.

 

Aristoteles (Metafizik, 983):
“Belki de Thales’in vargıları tüm besinin ıslak olduğu, sıcaklığın kendisinin nemden geldiği ve yaşamın onunla sürdüğünün açık olduğu düşüncesinden doğmuştur. Ama kendisinden herşeyin yaratıldığı şey tüm şeylerin ilkesidir. Bu kuramı savunmasının nedenlerinden biri buydu. Ama bir başkası da tüm tohumların nemli doğada oldukları ve suyun nemli herşeyin ilkesi olduğu olgusunda kapsanır.”

Thales'in ilkesinin seçiminde içinde yaşadığı ekinin etmen olduğu düşünülebilir. Hiç kuşkusuz Babil ve Mısır düşüncelerini biliyordu, ve kendisinin Mısır'a yolculuk yapmış olduğu sorgulanmayan bir olgudur. Hem Babil hem de Mısır varoluşlarını özsel olarak suda buluyorlardı — Dicle ve Fırat, ve Nil. Plutark'a göre Mısırlı rahipler hem Thales'in hem de Homeros'un tüm şeylerin ilkesinin su olduğunu Mısır'dan öğrendiğini söyleyerek övünüyorlardı. Bir de dünyanın su üzerinde yüzmesi teması vardır.

Seneca (Quaest. Nat. vi. 6):

“Thales bütün dünyanın suyu desteği olarak aldığını ve üzerinde yüzdüğünü düşündü.”

Aristoteles, (Gökler Üzerine, 294a28-34):

“Başkaları der ki [Yeryüzü] su üzerinde durur. Bu bize iletilen en eski açıklamadır ve Miletuslu Thales tarafından ileri sürülmüştür. Ona göre yeryüzü dingindir çünkü bir kütük ya da bu tür başka birşey gibi yüzebilir (çünkü bu şeylerden hiç biri hava üzerine dayanmaz, ama ancak su üzerine dayanabilirler) — sanki aynı şey yeryüzü için olduğu gibi yeryüzünü destekleyen su için geçerli olmamalıymış gibi.”

İÖ ikinci bin yılın ortalarında Babil kozmolojisi (Enuma Eliş) suyun birincilliği üzerine benzer bir tablo sunar. Böyle mitlere ek olarak bir de Tufan öyküleri bolluğu vardır ve İbrani kozmogonisi Tanrının tininin sular üzerindeki uçuşundan söz eder. Homeros İliad'da "Ve Okyanus, tanrıların ilk babası, ve anneleri Tethis"den söz eder (XIV, 201).

Tüm bunlar Thales'in ilkesinin dışsallığı denli dışsaldır. Aristoteles bunlardan ayrı olarak Thales'i Suyu ilke seçmeye götüren nedenin çok daha fiziksel-ussal gözlemler olduğunu söyler. Su ısıdaki değişime göre katı, sıvı ve gaz durumlarına geçer, ve seyrelme ve yoğunlaşma Thales'in ilkeden çıkarsamalarında kullandığı araçlardır. Ama tüm bu bağıntılı gözlemlerin sonucu olmayan, tersine kendisi onları öyle bağıntılı gözlemler olmaya belirleyen şey tümüne içsel olandır, evrensel düşüncedir. Tüm bu gözlemlerde duyusal olarak gözlenemeyen şey bu bağıntı, bu tözsellik, bu kavramdır.


(Font: Athenian) Aristoteles (Metafizik I, 983b6 vs.)

tÇn d¯ prÅtvn filosofhs‹ntvn oß pleİstoi tŒw ¤n ìlhw eàdei mñnaw Ó®yhsan rxŒw eänai p‹ntvn: ¤j oğ gŒr ¦stin ‘panta tŒ önta kaÜ ¤j oğ gÛgnetai prÅtou kaÜ eÛw ù fyeÛretai teleutaİon, t°w m¢n [10] oésÛaw êpomenoæshw toİw d¢ p‹yesi metaballoæshw, toèto stoixeİon kaÜ taæthn rx®n fasin eänai tÇn öntvn, kaÜ diŒ toèto oëte gÛgnesyai oéy¢n oàontai oëte pñllusyai, Éw t°w toiaæthw fæsevw eÜ svzom¡nhw, Ësper oéd¢ tòn Svkr‹thn fam¢n oëte gÛgnesyai plÇw ÷tan gÛgnhtai kalòw µ mousikòw [15] oëte pñllusyai ÷tan pob‹llú taætaw tŒw §jeiw, diŒ tò êpom¡nein tò êpokeÛmenon tòn Svkr‹thn aétñn, oìtvw oéd¢ tÇn llvn oéd¡n: eÜ gŒr eänaÛ tina fæsin µ mÛan µ pleÛouw miw ¤j Ïn gÛgnetai t”lla svzom¡nhw ¤keÛnhw. tò m¡ntoi pl°yow kaÜ tò eädow t°w toiaæthw rx°w oé tò aétò [20] p‹ntew l¡gousin, llŒ Yal°w m¢n õ t°w toiaæthw rxhgòw filosofÛaw ìdvr fhsÜn eänai (diò kaÜ t¯n g°n ¤f' ìdatow pef®nato eänai), labÆn àsvw t¯n êpñlhcin taæthn ¤k toè p‹ntvn õrn t¯n trof¯n êgrŒn oïsan kaÜ aétò tò yermòn ¤k toætou gignñmenon kaÜ toætÄ zÇn (tò d' ¤j oğ gÛgnetai, toèt' ¤stÜn [25] rx¯ p‹ntvn)--di‹ te d¯ toèto t¯n êpñlhcin labÆn taæthn kaÜ diŒ tò p‹ntvn tŒ sp¡rmata t¯n fæsin êgrŒn ¦xein, tò d' ìdvr rx¯n t°w fæsevw eänai toİw êgroİw. eÛsÜ d¡ tinew oã kaÜ toçw pampalaÛouw kaÜ polç prò t°w nèn gen¡sevw kaÜ prÅtouw yeolog®santaw oìtvw oàontai perÜ t°w fæsevw [30] êpolabeİn: ƒVkeanñn te gŒr kaÜ Thyçn ¤poÛhsan t°w gen¡sevw pat¡raw, kaÜ tòn ÷rkon tÇn yeÇn ìdvr, t¯n kaloum¡nhn êp' aétÇn Stæga [tÇn poihtÇn]: timiÅtaton m¢n gŒr tò presbætaton, ÷rkow d¢ tò timiÅtatñn ¤stin.

(Bu kutuyu Yunanca fontta okuyamıyorsanız lütfen bir kez daha Bill Gates'i anımsayın ve "Windows\Font" klasörünüze Athenian Fontunu ekleyin)

İlk felsefecilerin çoğu yalnızca özdek doğasındaki ilkelerin tüm şeylerin ilkeleri olduğu görüşündeydiler. Tüm varlıkların ondan oluştukları, ondan geldikleri ve sonunda yine ona çözündükleri ilk, onda özün kalıcı olduğu ve kendini yalnızca değişkilerinde değiştirdiği şey — buna varlıkların öğesi ve ilkesi derler. [10] Ve bu nedenle hiçbir şeyin varedilmediğini ya da yokedilmediğini düşünürler, çünkü bu tür töz her zaman kalıcıdır. Benzer olarak, Sokrates güzel ya da müzikal olduğu zaman saltık olarak varlığa geldiğini söylemeyiz; ne de bu nitelikleri yitirdiğinde yokolduğunu söyleriz; [15] çünkü dayanak, Sokrates’in kendisi, kalır. Aynı yolda hiçbir şey varedilmez ya da yokedilmez; çünkü bir — ya da birden çok — doğa vardır ki başka herşey ondan varedilirken kendisi kalıcıdır. Ama böyle ilkelerin sayısı ve biçimleri konusunda tüm düşünürler anlaşma içinde değildirler. [20] Bu felsefe türünün kurucusu olan Thales Suyun bu ilke olduğunu söyler (Yeryüzünün Su üzerinde dinginlikte olduğunu bildirmesinin de nedeni budur). Belki de tüm şeylerde besleyici olanın nemli olduğunu, sıcaklığın kendisinin nemden yaratıldığını ve varoluşu için ona dayandığını (ve herşeyin kendisinden varedildiği şeyin herşeyin ilkesi olduğunu) görerek bu sayıltıyı çıkardı. [25] Buna göre bu varsayıma böyle ulaştı; ama her şeyin tohumunun nemli bir doğada iken suyun nemli şeylerin ilkesi olması da onu bu varsayıma götürdü. Kimileri vardır ki ilk kez eski çağların şimdiki kuşaktan çok önce yaşamış ve Tanrılarla ilgilenmiş insanlarının da doğa üzerine aynı şeyleri düşündüklerine inanırlar; [30] çünkü Okeanos ve Tethis’i yaratılışın babası olarak ve Tanrıları ise Styx adını verdikleri Su adına ant içiyor olarak temsil ederlerdi; ama en eski olan en onurlu olandır, ve en onurlu olan ise adına ant içtiğimizdir.


İlkenin Mantıksal Yapısı

Görünürdeki türlülüğün altında temel bir birlik öğesi yatar. Thales salt dolaysız algının yeterliğini kabul etmez. Görüngülerin mitolojik yorumunu da doyum verici bulmaz.

Mitolojik imgelem sonsuza — ilkeye — kendi kavramı gereği kapalıdır, çünkü onda Kavram duyusal-tasarımsal öğe tarafından örtülüdür. Duyusal öğe onunla ilişkiye giren düşünceyi sonlulaştırır. Buna karşı düşünce en gerçek doğasında sonsuzun sonlu ile birlik içinde olduğunu doğrular. Sonsuzluk sonlunun olumsuzlanması, ama yalnızca olumsuzlanması ya da daha tam bir anlatımla ortadan kaldırılmasıdır. Ama böylelikle onun saklanmasıdır. Gerçekten de, sonsuz kendinde sonlu da olmaksızın ne varolabilir ne de kavranabilir. İlk felsefecinin yaptığı şey de, kavramsal olarak düşünüldüğünde, sonluyu silip atmak değil ama onu bir kıpıya, sonsuzun zorunlu bir kıpısına yükseltmek, onu idealleştirmektir. Sonlu olan gerçek varlığını ancak sonsuz olanda ortadan kaldırılmış olarak bulur. Böylece onda yalnızca yitmez ama varolur.

Sonsuz bu bağlamda evrensel olanla, bir olanla, değişmez olanla anlamdaştır. Bu kavramların ayrımlarının bilinci henüz Thales'in araştırmasının ötesinde yatar.

Thales'in ilkesi ile aynı zamanda sonsuza gerileme ortadan kaldırılır. İlke zamanda ve uzayda sonsuzdur.

Sonsuzluk tüm sonluluğu olumsuzladığı ölçüde aynı zamanda tüm belirlenimi de ortadan kaldırır ve arke biçimden yoksundur — evrensel düşünce. Bu analitik ilke gene de tüm türlülüğün başlangıcı olacak, varolan tüm sonlular (aralarında tanrılar da olmak üzere) ondan çıkarsanacaktır. Thales bu duyusal-görgül düzlemde tutarlı olarak çıkarsamasını seyrelme ve yoğunlaşma süreçleri ile görgül olarak yapar. Kavram arkatasarda işlemektedir.

Thales’in önermesi görgül kökenli olamaz: Bitkilerin yaşam süreçlerinin gözleminden türetilemez. İlke, tersine, görgül gereç üzerine uygulanır. Kuramlar doğrudan doğruya gözlemden türetilmezler (a priori).

Thales’in savı yadsındı (su), ama önermesinin mantıksal özü doğrulandı.

Töz olarak ilke

İlk felsefeciler ilk (arke) sorunu tartışırken ilkeden “varolan herşeyin ondan oluştukları, ilkin ondan geldikleri, ve sonunda onda yokoldukları” [ex hou gar estin hapanta ta onta kai ex hou gignetai protou kai eis ho phtheiretai teleutaion] birşeyi anlarlar.

Thales’in en yakın izleyicisi Anaximander’de aynı mantıksal ilke bulunur: “şeylerin ondan doğdukları yine şeylerin ona yokoldukları” birşeydir [ex hon de he genesis esti tois ousi kai ten phthoran eis tauta ginesthai].

Hilozoizm
İlkenin niçin dingin kalmayıp devindiği ve birçok biçime girdiği sorusu ilkin usun kavramının onu devindiren eytişiminin bilincinde olmadığını anlatır. Us ilkin açınır, ve ancak açındıktan sonra bu kendi açınımını sorgular.

Aristoteles bu soruya şöyle bir yanıt girişiminde bulunur (Metafizik, A 984a21)

"Kendisinin değişmesine neden olan şey dayanağın kendisi değildir, tıpkı ne tahtanın ne de bronzun kendi değişimlerinin nedenleri olmamaları gibi. Ne tahta bir yatak yapar, ne de bronz bir yontu. Değişimin nedeni olan başka birşey vardır. Ve bunu aramak ikinci dememiz gereken nedeni, devimin başlangıcının kendisinden geldiği nedeni aramaktır."

İyonyalı felsefeciler bu ayrımı yapmıyorlardı. Onlar için ilke özünlü olarak devingendi.

Aristoteles bu konuda şunları yazar (De Anima, 405a19):

"Thales de, hakkında yazılanlardan göründüğü gibi, ruhu devindirici bir kuvvet olarak görmüştür, çünkü mıknatıs taşının bir ruhu olduğunu ve bunun taşı devindirdiğini söyler."

Aristoteles Thales'in tüm şeyleri tanrılarla dolu olarak gördüğünü de söyler.

Matematik
Thales’in Mısır'a yolculukları sırasında öğrendiği geometriyi Yunanistan'a getiren kişi olduğu kabul edilir.

Thales 5 teorem keşfetti:

1. bir daire çapı tarafından eşit olarak ikiye bölünür;
2.
ikizkenar üçgenin taban açıları eşittir;
3.
kesişen doğru çizgilerin karşıt açıları eşittir;
4. b
ir yarım daire içine çizilen açı bir dik açıdır;
5. t
abanı ve taban açıları verilen bir üçgen çizilebilir.

Bunlardan 4 dışındakiler Thales'e Proklus tarafından yüklenir. 4'üncü teorem Diogenes Laertius tarafından Pamfilia'dan yapılan bir alıntıda aktarılır. Öyküye göre o da Pisagoras'ın kendi adını taşıyan teorem durumunda yaptığı gibi tanıtlamayı yaptıktan sonra tanrılara bir öküz kurban etmiştir. Ama bu teoremlerin tanıtlamaları örneğin Öklides'in daha sonraki yöntemli tanıtlamaları gibi değildir.


Kozmoloji

Seneca (Quaest. Nat. vi. 6):
“Thales bütün dünyanın suyu desteği olarak aldığını ve üzerinde yüzdüğünü düşündü.”

Aristoteles (Gökler Üzerine, 294a28-34):
“Başkaları der ki [Yeryüzü] su üzerinde durur. Bu bize iletilen en eski açıklamadır ve Miletuslu Thales tarafından ileri sürülmüştür. Ona göre yeryüzü dingindir çünkü bir kütük ya da bu tür başka birşey gibi yüzebilir (çünkü bu şeylerden hiç biri hava üzerine dayanmaz, ama ancak su üzerine dayanabilirler) — sanki aynı şey yeryüzü için olduğu gibi yeryüzünü destekleyen su için geçerli olmamalıymış gibi.”


Aziz Yardımlı. 2002-3. GELİŞTİRİLİYOR