![]() |
|
Eleatiklerin
uslamlamaları şuydu: ‘‘Varlık salt Varlık, ve Yokluk
benzer olarak salt Yokluktur.’’ Ya da ‘‘Yokluktan
Yokluk, Varlıktan Varlık gelir.’’
Başka bir deyişle,
Eleatik Usun henüz kavramadığı şey çelişkinin yol açtığı bu yokoluşun kendisinin ortaya yeni bir varlık, bir belirli-Varlık çıkardığı olgusudur. Yitenler, birbirlerini yokedenler karşıtlardır, ve karşıtların yitişi öyle bir olaydır ki olmamış sayılamaz — yitiş varolan bir yitiştir, bir ortadan kaldırmadır. |
Yaşam.
Platon'a göre Zenon öğretmeni olan ve onu oğlu olarak kabul eden Parmenides'ten
25 yaş gençti. 488 yakınlarında Elea'da doğan Zenon'un babasının adı Telentagoras
idi. Yaşamı konusunda bilinen hemen hemen hiçbirşey yoktur, ve sağın bir
zamandizini saptamak olanaksızdır. Zenon'un Parmenides'in Elea için yaptığı
yasaların hazırlanmasına katkıda bulunduğu, ve bir kenti (Elea, ya da
Sicilya'nın bir başka kenti) tiranının elinden kurtardığı ve girişimde
yaşamını yitirdiği söylenir. Platon
Parmenides başlıklı diyaloğunda Sokrates ve Zenon arasındaki bir
buluşmadan söz eder. Atina'daki kısa kalışı dışında, Zenon'un Elea'dan
ayrılmadığı bilinir. |
|
‘‘Parmenides Herşeyin Bir olduğunu gösterir. Zenon ise Çokluğun olamayacağını gösterir.’’ (Sokrates, 'Parmenides'te.) |
Eytişim, ya da Soyut Olumsuzlama. Zenon'a felsefe tarihinde kendine özgü yerini kazandıran olgu eytişimin nesnel doğasını kavrayışı, karşıtlığın yalnızca özneye değil ama gerçekte nesnenin kendisine düştüğüdür. Kavram onun bilincinde tüm dışsal-tasarımsal dokusundan özgürleşmiş ve böylece saltık olarak mantıksal devime yetenekli olmuştur. Çağrışımın dışsal ilişkilerinin yerini kavramın dolaysız devimi, eş deyişle karşıtı ile bütünüyle yalın içsel ilişki almıştır. Ama bu gene de düşüncenin asıl anlamda "eytişim" dememiz gereken doğal devimidir, çünkü bu arı olumsuzlamada düşünce henüz karşıtı ile birliğinin bilincine, olumlu kıpıya, kurgul birliğe ulaşmayı başaramaz. Eytişim düşüncenin yalnızca arı olumsuzlama devimini anlattığı düzeye dek henüz birincisi gibi, analitik dinginlik gibi soyuttur. Henüz karşıtların birliğini ya da arı olumlama devimini yadsıdığı ölçüde somut olana, karşıtların birliğine ulaşmayı başaramaz, yalnızca A = A birliğinde ve böylece Anlağın soyut evrenselci düzlemine takılıp kalır. Bu bir Kavramın salt kendi ile ilişkisi içine çekilmesinde doyum bulan soyut özdeşlik kıpısıdır. Burada devim, değişim, dönüşüm gibi oluş kavramlarından hiç birine izin verilmez. Karşıtı olan yokluktan soyutlanan arı varlık tüm belirlenimin, tüm devimin olumsuzlanışıdır, saltık dinginliktir. Zenon'un mantığının henüz ulaşamadığı şey yokluğu olumsuzlamanın kendisinin bir olumlama olduğudur. |
|
Devim
bir görüngü olarak saltık olarak vardır
ve varoluşu duyusal olarak tıpkı fillerin
varoluşu denli pekindir. Zenon devimi bu anlamda yadsımaz. Zenon, tıpkı
Parmenides gibi, görüngünün gerçekliğini yadsır, onu sanıya indirir. Devim
kavramı gerçek değildir, der, çünkü çelişki
içerir. Ve çelişkili olan var olamaz, der, çünkü Varlık = Varlık denklemi geçerlidir. Görüngü ortaya çıkan ve yitip gidendir. Varlık ise (Eleatikler için) her zaman var olan, başı ve sonu olmayan, Bir olan vb.dir. Öyleyse Görüngü Varlık olamaz. |
| Bir Vardır. Xenofanes, Parmenides ve Melissos şu önerme ile başlarlar: "Yokluk yoktur; gerçek varlık karşıtlıksız olandır, türdeş, bir, belirlenimsiz, kendine-özdeş olandır." Karşıt belirlenimi yadsırlar: Ayrışık, belirli, kendi-ile-çelişkili, kendine-benzemez, vb. olan yoktur. Ne zaman bir belirlenimde karşıtlık ile karşılaşsalar, o belirlenimi yokederler. Ama bu yoketme özneldir, nesnel kavramın kendisinin devimi değil ama düşünen özneye ait bir tutumdur. |
|
Çokluk Yoktur. Zenon’un incelemesi çokluğun varoluşunun saçma sonuçlara götürdüğünü göstermek için tasarlanmış uslamlamalardan oluşur. Sonraki kaynaklara göre toplam 40 uslamlaması vardı. Bunlardan ikisinin oldukça geniş alıntıları bulunur. Aristoteles dört uslamlamanın daha özetini sunar. Ve ayrıca iki uslamlamanın açıklaması daha vardır. Fragmanların tümü de Simplikios’un Aristoteles’in Fizik’i üzerine yorumunda saklanmıştır. Simplikios aşağıda Aristoteles’in ‘‘herşey birdir’’ uslamlaması ve ‘‘bölme’’ uslamlamasının sözünü ettiği bir pasajı tartışır:
|
|
Aristoteles Zenon’un uslamlamalarını Fizik’te tartışır. Çözümlemesi özlüdür ama metin önemli yerlerde belirsiz kalır (Fizik, 233a21-31):
Aristoteles Zenon’un uslamlamalarından birincisini tartışmasına döner:
|
Zenon’a göre devimin gerçekliği yoktur, çünkü, Aristoteles’in sözünü ettiği birinci uslamlamasında belirttiğine göre, devimde olan sona ulaşmadan önce ilkin ortaya ulaşmalıdır. Ama ortanın da ortası vardır, ve bu sonsuza dek böyle sürer. Devinecek olan bir cismin sonsuz sayıda noktayı geçmesi gerekecektir. Ama bu olanaksızdır. Bu bakış açısında uzayın sürekliliği kabul edilir. Ama buna göre bölünme edimsel değil, tersine salt gizil ya da ilkeseldir. Hegel’in kötü sonsuz dediği bu sonluluk düzleminde devinen birşey saltık olarak bir sona ulaşamayacak çünkü bölünme saltık olarak sonlanmayacaktır. Bu düşüncedir, diyalektik değil, çünkü karşıtların birliği değil ama karşıtların ayrılığı doğrulanır: Daha açık olarak, süreklilik doğrulanırken süreksizlik yadsınır. Bölünme sürerken hiçbir durumda bölünemez bir parçaya, bölünmeyen süreksiz bir uzaya izin verilmez, ve analitik ya da çözümlemeci düşünce kendi yolunda haklı olarak bundan başka hiçbir sonuca varamaz. Bu sonsuzluk gerçekte sonsuzluk değildir çünkü bölme ediminin hiçbir sona ulaşmadan sürmesi her zaman sonluda kalındığından, ilerlemenin kendisinin sonluluk imlediğinden başka hiçbir anlama gelmez. Bu bölme edimsel değil ama ilkeseldir, reel değil ama idealdir. Salt düşüncededir. (Bu konudaki gözlemler için Aristoteles'in kısa çalışması Kategoriler’e bakabiliriz.)
Süreklilikte içerilen bölmenin sınırlanışı saltık sınırlanış değildir çünkü sınırlananın kendisi yine süreklidir, ve öyleyse bir kez daha bölünmelidir. Zenon’un devimin olanağını çürütmesinin mantığı yalnızca ve yalnızca bu analitik uslamlama üzerine dayanır. Ama, bir kez daha, bu hiçbir biçimde sonsuzluk değildir. Tersine, sözcüğün tam anlamıyla sonluluktur. Yine burada uzayın hiçbir zaman bölünemez olamayacağı, bölmenin olanaksızlığının uzay kavramının kendisinin olumsuzlanmasını gerektirdiği imlenir. Uzayın olumsuzlaması ise noktadan başka birşey değildir (Öklides’in tasarımsal tanımı: "nokta parçası olmayandır"). Bu açıktır ki sürekliliğin sonu, kesikliliğin kendisidir. Uzayın sonsuz çoklukta noktadan oluştuğunu söylemek hiç kuşkusuz uzayın geçilemeyeceğini, devimin olamayacağını söylemektir. |
|
Çokluk Üzerine Uslamlamalar. Parmenides'in Birin varlığını savunusunu Zenon Çokluğun yokluğunu tanıtlayarak güçlendirmeye çabaladı. Gerçek varlık hem bir hem de bölünemezdir. Birlik ve Bölünemezlik birlikte olmalıdırlar. Çokluk ve Bölünebilirlik ise olmamalıdırlar, ve olmamalarını düşünce tanıtlamalıdır çünkü düşünülmek ve varolmak bir ve aynıdır. Başka bir deyişle, gerçekliği ancak düşünce saptayabilir ve düşüncenin düşünebildiği ya da ussal olan vardır, düşünemediği ise usdışıdır ve yoktur. Düşünce çelişkili olanı düşünemez. Bu Eleatik uslamlamanın düğüm noktasıdır. Çokluk çelişkili bir kavramdır, ve Zenon tam olarak bu çelişkiyi göstermek ister. Evren çokluk ise bir birimler çokluğudur ve öyleyse bölünebilirdir. Ama bölünebilirse bu işlemin sonsuza dek sürmesi gerekir çünkü bir büyüklüktür. Ama her büyüklük kendileri büyüklükler olan ve böylece bölünebilir olan parçalara bölünebilirdir. Ama o zaman birim denilecek birşey olanaksızdır çünkü herşey bölünebilirdir ve böylece bir değildir. Öyleyse birlerin bir çokluğu olması gereken çokluk olanaksızdır.Zenon Birin bölünebilirliğin ve bölünemezliğin birliği olduğunu görmeyi başaramaz. Gerçekten de salt Bir yoktur çünkü Bir ancak Çoku olumsuzlayarak Birdir. Ama bu olumsuzlamanın ondan ayrılmaz olması ölçüsünde Bir gerçekte Bir değil ama tam olarak olması gereken şeyin karşıtıdır. Zenon’un diyalektiği analitiğe bozulur: Birin kendisi bölünemez ise, hiçbirşey ya da yokluk olmalıdır. Kurgul gerçeklik Bir ve Çokluğun bir oldukları, bölünemezin kendinde, kavramında ya da gerçekte bölünebilir olduğudur. Bu karşıtlık tam olarak anlağın yadsıması gereken şeydir çünkü olguyu en son belirlenimlerinde kavrama yetisinden ayrı olarak anlama yetisi ancak tekil ya da soyut olanı doğrulamaya yatkındır. |
|
Devim Uslamlaması. Eğer birşey deviniyorsa ya olduğu yerde ya da olmadığı yerde olmalıdır. Eğer birincisi ise gerçekte dinginliktedir. Eğer ikincisi ise açkıça olanaksızdır. Uçan Ok. Uçuyor görünen bir ok gerçekte durgundur çünkü kendine eşit bir yer kaplayan herşey uzayda dinginlikte olmalıdır ve bu bir ok için de böyledir. Bu uslamlama Burası gibi Şimdinin de değişmez olduğunu varsayar. Burası Orası değildir ve Şimdi Sonra değildir. Ama bu karşıt kavramlar ayrı oldukları denli de bir ve aynıdırlar ve bu birlik devimin salt analitik-görüngüsel birşey olmadığını, tersine kurgul-kavramsal olduğunu, var olduğunu tanıtlar. Görüngü, doğal bilincin sanısının tersine, gerçekte kendini çürütme doğasındadır. |
| A | |
|
|
|
|
GELİŞTİRİLİYOR |