Alma Tadema, "Sappho ve Alcaeus," 1881, ayrıntı

Zenon

Eleatiklerin uslamlamaları şuydu: ‘‘Varlık salt Varlık, ve Yokluk benzer olarak salt Yokluktur.’’ Ya da ‘‘Yokluktan Yokluk, Varlıktan Varlık gelir.’’ Başka bir deyişle,
‘‘
Hiçbirşey Oluşmaz.’’ ‘‘Ortaya Çıkış ve Ortadan Yitiş — ya da Oluş — diye birşey yoktur.’’

Eleatikler çelişkiyi, bir kavramın kendi karşıtı ile birliğini yadsıdılar. Değişim onda ortaya çıkanın yokluğunu, yokluktan varlığa gelişi varsayar. Ama Eleatiklerin soyut Anlak Felsefeleri için böyle birşey olanaksızdır. Herşey salt kendi ile özdeştir. Karşıt salt yokeder.

Eleatik Usun henüz kavramadığı şey çelişkinin yol açtığı bu yokoluşun kendisinin ortaya yeni bir varlık, bir belirli-Varlık çıkardığı olgusudur. Yitenler, birbirlerini yokedenler karşıtlardır, ve karşıtların yitişi öyle bir olaydır ki olmamış sayılamaz — yitiş varolan bir yitiştir, bir ortadan kaldırmadır.


Alma Tadema, "Sappho ve Alcaeus," 1881   

Yaşam. Platon'a göre Zenon öğretmeni olan ve onu oğlu olarak kabul eden Parmenides'ten 25 yaş gençti. 488 yakınlarında Elea'da doğan Zenon'un babasının adı Telentagoras idi. Yaşamı konusunda bilinen hemen hemen hiçbirşey yoktur, ve sağın bir zamandizini saptamak olanaksızdır. Zenon'un Parmenides'in Elea için yaptığı yasaların hazırlanmasına katkıda bulunduğu, ve bir kenti (Elea, ya da Sicilya'nın bir başka kenti) tiranının elinden kurtardığı ve girişimde yaşamını yitirdiği söylenir. Platon Parmenides başlıklı diyaloğunda Sokrates ve Zenon arasındaki bir buluşmadan söz eder. Atina'daki kısa kalışı dışında, Zenon'un Elea'dan ayrılmadığı bilinir.

Tiranı devirmek için katıldığı komploda ele verilir. Tiran işbirlikçilerin adını alabilmek için Zenon'a işkence ettirir. Devletin düşmanları konusunda sorgulandığı zaman Zenon tüm dostlarının komploda yer aldıklarını söyler, ve daha sonra Tiranın kendisinin Devletin baş belası olduğunu bildirir. Zenon'un davranışları yurttaşları yüreklendirir ve Tiran öldürülür.


‘‘Parmenides Herşeyin Bir olduğunu gösterir. Zenon ise Çokluğun olamayacağını gösterir.’’ (Sokrates, 'Parmenides'te.)


Edward James Poynter (1836-1919) , "Tarasta"  

Eytişim, ya da Soyut Olumsuzlama. Zenon'a felsefe tarihinde kendine özgü yerini kazandıran olgu eytişimin nesnel doğasını kavrayışı, karşıtlığın yalnızca özneye değil ama gerçekte nesnenin kendisine düştüğüdür.

Kavram onun bilincinde tüm dışsal-tasarımsal dokusundan özgürleşmiş ve böylece saltık olarak mantıksal devime yetenekli olmuştur. Çağrışımın dışsal ilişkilerinin yerini kavramın dolaysız devimi, eş deyişle karşıtı ile bütünüyle yalın içsel ilişki almıştır.

Ama bu gene de düşüncenin asıl anlamda "eytişim" dememiz gereken doğal devimidir, çünkü bu arı olumsuzlamada düşünce henüz karşıtı ile birliğinin bilincine, olumlu kıpıya, kurgul birliğe ulaşmayı başaramaz. Eytişim düşüncenin yalnızca arı olumsuzlama devimini anlattığı düzeye dek henüz birincisi gibi, analitik dinginlik gibi soyuttur. Henüz karşıtların birliğini ya da arı olumlama devimini yadsıdığı ölçüde somut olana, karşıtların birliğine ulaşmayı başaramaz, yalnızca A = A birliğinde ve böylece Anlağın soyut evrenselci düzlemine takılıp kalır. Bu bir Kavramın salt kendi ile ilişkisi içine çekilmesinde doyum bulan soyut özdeşlik kıpısıdır. Burada devim, değişim, dönüşüm gibi oluş kavramlarından hiç birine izin verilmez. Karşıtı olan yokluktan soyutlanan arı varlık tüm belirlenimin, tüm devimin olumsuzlanışıdır, saltık dinginliktir. Zenon'un mantığının henüz ulaşamadığı şey yokluğu olumsuzlamanın kendisinin bir olumlama olduğudur.



Devim bir görüngü olarak saltık olarak vardır ve varoluşu duyusal olarak tıpkı fillerin varoluşu denli pekindir. Zenon devimi bu anlamda yadsımaz. Zenon, tıpkı Parmenides gibi, görüngünün gerçekliğini yadsır, onu sanıya indirir. Devim kavramı gerçek değildir, der, çünkü çelişki içerir. Ve çelişkili olan var olamaz, der, çünkü Varlık = Varlık denklemi geçerlidir.

Görüngü ortaya çıkan ve yitip gidendir. Varlık ise (Eleatikler için) her zaman var olan, başı ve sonu olmayan, Bir olan vb.dir. Öyleyse Görüngü Varlık olamaz.


Bir Vardır. Xenofanes, Parmenides ve Melissos şu önerme ile başlarlar: "Yokluk yoktur; gerçek varlık karşıtlıksız olandır, türdeş, bir, belirlenimsiz, kendine-özdeş olandır." Karşıt belirlenimi yadsırlar: Ayrışık, belirli, kendi-ile-çelişkili, kendine-benzemez, vb. olan yoktur. Ne zaman bir belirlenimde karşıtlık ile karşılaşsalar, o belirlenimi yokederler. Ama bu yoketme özneldir, nesnel kavramın kendisinin devimi değil ama düşünen özneye ait bir tutumdur.

Çokluk Yoktur. Zenon’un incelemesi çokluğun varoluşunun saçma sonuçlara götürdüğünü göstermek için tasarlanmış uslamlamalardan oluşur. Sonraki kaynaklara göre toplam 40 uslamlaması vardı. Bunlardan ikisinin oldukça geniş alıntıları bulunur. Aristoteles dört uslamlamanın daha özetini sunar. Ve ayrıca iki uslamlamanın açıklaması daha vardır. Fragmanların tümü de Simplikios’un Aristoteles’in Fizik’i üzerine yorumunda saklanmıştır. Simplikios aşağıda Aristoteles’in ‘‘herşey birdir’’ uslamlaması ve ‘‘bölme’’ uslamlamasının sözünü ettiği bir pasajı tartışır:

Alexander der ki ikinci uslamlama, bölme uslamlaması, Zenon'undur ve Zenon eğer varolanın büyüklüğü varsa ve bölünürse, o zaman çok olacağını ve bundan böyle Bir olmayacağını, böylece Birin varolmadığını tanıtlayacağını ileri sürer. ... Alexander Zenon'un Biri ortadan kaldırdığı görüşünü Eudemus'un yazılarından almış görünür. Çünkü ‘Fizik’ üzerine çalışmasında Eudemus şöyle yazar:

O zaman belli bir şeyin varolmasına karşın bu yok mudur? Bilmece buydu. Anlattıklarına göre Zenon ancak biri ona Birin ne olduğunu açıklayabilirse varolan üzerine konuşabileceğini söyler. Öyle görünür ki şaşkınlığının nedeni her bir algılanabilir şeye hem yüklemleme yoluyla hem de parçalara bölünebilir olma yoluyla birçok şey denmesidir, oysa noktalar birer hiçtir (çünkü eklendiği zaman artmayanın ve çıkarıldığı zaman azalmayanın varolan bir şey olmadığını düşünüyordu).

Şimdi gerçekten de Zenon bir düşünce alıştırması olarak iki yanda da uslamlama yapmış (ona ‘iki-dilli’ denmesinin nedeni budur) ve Bir üzerine bilmeceler yaratmak için edimsel olarak bu tür uslamlamlamalar yayımlamış olabilir. Ama birçok uslamlama kapsayan incelemesinde her bir durumda birçok şeyin varolduğunu söyleyen herkesin tutarsızlıklara düştüğünü gösterir.

Bir uslamlama üreterek eğer birçok şey varsa bunların hem büyük hem de küçük olduklarını gösterir — öylesine büyük ki büyüklükte sonsuzdur, ve öylesine küçük ki hiçbir büyüklüğü yoktur. Burada bir büyüklüğü, bir kütlesi ve bir oylumu olmayanın var bile olmadığını gösterir. Çünkü der ki

eğer başka birşeye eklenecek olsaydı, onu daha büyük yapmazdı. Çünkü eğer hiçbir büyüklüğü yoksa ama eklenirse, [öteki şey] büyüklüğünde artmaz. Böylece eklenen bu yüzden hiçbirşey olacaktır. Ve eğer çıkarıldığında öteki şey daha küçük olmuyorsa — ve yeniden eklendiğinde artmıyorsa — o zaman açıktır ki eklenen ve çıkarılan hiçbirşeydir. [29 B 2]

Zenon bunu Biri ortadan kaldırmak için değil ama her biri bir büyüklüğe iye birçok şeyi göstermek için söyler — bir büyüklük ki sonsuz bölünebilirlik nedeniyle her zaman alınan herşeyin önünde bir şeyin olması olgusundan ötürü edimsel olarak sonsuzdur. Ve bunu ilkin birçok şeyin her birinin kendisi ve Bir olduğu olgusundan bunların hiçbir büyüklükleri olmadığını göstererek gösterir. (Themistus gerçekte Zenon’un uslamlamasının var olanın Bir olduğunu onun sürekli ve bölünmez olması olgusundan doğruladığını söyler; ‘çünkü eğer bölünseydi,’ der, ‘sözcüğün asıl anlamında cisimlerin sonsuz bölünebilirliği nedeniyle Bir olmazdı.’ Ama Zenon dahaçok birçok şeyin varolmadığını söylüyor görünür.)

Parmenides’in bölme üzerine dayalı bir başka uslamlaması vardı ve bu varolanın yalnızca tek bir şey ve dahası parçasız ve bölünemez olduğunu gösteriyordu. Çünkü eğer bölünebilirse, o zaman ikiye ve sonra parçalarından her biri yine ikiye bölünsün. Bu sonsuza dek sürdüğü için, açıktır ki, der, ya minimal ve atomik ve sayıca sonsuz bir son büyüklük kalacaktır, öyle ki bütün şey sonsuz çoklukta minimadan oluşacaktır; ya da yitecek ve yokluğa çözünecektir, ve böylece yokluktan oluşacaktır. Öyleyse bölünmeyecek ama Bir kalacaktır. Yine, her yerde benzer olduğu için, gerçekten bölünebilirse benzer olarak her yerde bölünebilir olacaktır, bir yerde bölünebilir ve bir başkasında bölünemez değil. O zaman her yerde bölündüğünü kabul edelim. Yine açıktır ki, hiçbirşey kalmayacak ama yitecektir; ve eğer ne olursa olsun oluşursa, yine yokluktan oluşuyor olacaktır. Çünkü eğer geriye birşey kalırsa, henüz her yerde bölünmüş olmayacaktır. Böylece bu düşüncelerden de açıktır ki, der, varolan bölünümezdir ve parçasızdır ve Birdir ...

Porfiri burada bölme uslamlamasının bölünemez olanı bölme üzerine bağlı saçmalık yoluyla getidiğinden söz etmede haklıdır; ama, Alexander’in düşündüğü gibi, uslamlamanın Zenon’a olmaktan çok gerçekten de Parmenides'e ait olup olmadığı sorulmaya değer. Çünkü Parmenides’in yazılarında bu tür birşey bildirilmemiştir, ve birçok düşünür bölme uslamlamasını Zenon’a yükler — giderek ondan Aristoteles’in ‘Devim Üzerine’ çalışmasında [Fizik, 239b9] Zenon’a ait olarak söz edilir. Ve Zenon’un incelemesinde edimsel olarak bulunduğuna göre, daha çok şey söylemeye gerek var mı? Çünkü eğer birçok şey varsa aynı şeylerin sonlu ve sonsuz olduklarını göstererek Zenon şöyle yazar:

Eğer birçok şey varsa, ne daha çok ne de daha az değil ama oldukları denli çok olmaları zorunludur. Ama eğer oldukları denli çok iseler, sonlu olacaklardır. Eğer birçok şey varsa, varolan şeyler sonsuzdurlar. Çünkü her zaman varolan şeyler arasında başkaları, ve yine bunların arasında başkaları olacaktır. Ve buna göre varolan şeyler sonsuzdurlar. [B 3]

Ve bu yolda nicelikteki sonsuzluğu bölme uslamlaması yoluyla tanıtlamıştır. Büyüklükte sonsuzluğa gelince, bunu daha önce aynı uslamlamada tanıtlamıştır. Çünkü ilkin eğer varolanın hiçbir büyüklüğü yoksa var bile olmayacağını tanıtladıktan sonra, şöyle sürdürür:

Ama eğer varsa, her bir şeyin aynı oylum ve büyüklükte olması ve parçalarından birinin ötekinden uzakta olması zorunludur. Ve aynı uslamlama ileri çıkan parça için de geçerlidir. Çünkü onun da bir büyüklüğü olacak, ve bir parçası ileri çıkacaktır. Şimdi bunu bir kez söylemek ve sonsuza dek söylemek tümüyle birdir. Çünkü bundan böyle bir başkasının önünde bir parçanın olmayacağı bir türde bir son parçası olmayacaktır. Buna göre eğer birçok şey varsa hem küçük hem de büyük olmaları zorunludur — bir büyüklüğü olmayacak denli küçük, ve sonsuz olacak denli büyük. [B 1]

Belki de o zaman bölme uslamlaması Alexander’in savunduğu gibi Zenon’undur, ama Zenon biri değil ama çokluğu ortadan kaldırır (onları varsayanların tutarsızlıklara düştüklerini göstererek) ve böylece Parmenides’in varolan birdir uslamlamasını doğrular. [Simplikios, Fizik Üzerine Yorum 138.3-6, 138.29-140.6, 140.18-141.11.]


Aristoteles Zenon’un uslamlamalarını Fizik’te tartışır. Çözümlemesi özlüdür ama metin önemli yerlerde belirsiz kalır (Fizik, 233a21-31):

Zenon yanlış uslamlama yapar. Çünkü eğer, der, herşey her zaman kendine eşit bir uzayda iken dinginlikte ise, ve eğer yol almakta olan her zaman herhangi bir kıpıda böyle bir uzayda ise, o zaman giden ok devimsizdir. Bu yanlıştır; çünkü zaman bölünemez kıpılardan oluşmaz — ne de başka herhangi bir büyüklük oluşur.

Zenon’un devim üzerine onları çözmeye çalışan herkesin canını sıkan uslamlamaları dörttür.

Birincisi hiçbirşeyin devinmediğini, çünkü yol almakta olanın ilkin sona ulaşmadan önce yarı-yola ulaşması gerektiğini ileri sürer. Bunu daha önce tartışmıştık.

 

İkinci uslamlama Aşilles'i ilgilendiren uslamlamadır. Bu en yavaş şeyin giderken hiçbir zaman en hızlı olan tarafından geçilemeyeceğini ileri sürer. Çünkü izleyen ilkin izlenenin yola çıktığı noktaya ulaşmalıdır, ve buna göre daha yavaş olanın her zaman onun önünde olması gerekecektir. Bu bölme uslamlaması ile aynı uslamlamadır, ama ondan ek büyüklüklerin yarıya bölünmemelerinde ayrılır. Şimdi uslamlamadan şu çıkar ki yavaş olan yakalanamaz, ve bölme durumunda olanla aynı yanılgıya düşülür (her iki uslamlamada da eğer büyüklük belli bir yolda bölünürse sona ulaşamayacağınız sonucu çıkar — ama burada en hızlı koşucunun bile kurguda en yavaş olanı kovalarken hedefine ulaşamayacağı gibi ek bir nokta vardır). Buna göre çözüm de aynı olmalıdır. Ve ileride olanın yakalanamayacağı önesürümü yanlıştır. İleride iken yakalanamaz, ama gene de yakalanır (yeter ki sonlu bir uzaklığı geçsinler).

O zaman iki uslamlama bunlardır. Üçüncüsü ise giden okun dingin kaldığı biçiminde tam şimdi belirttiğimiz uslamlamadır. Zamanın kıpılardan oluştuğu sayıltısı üzerine dayanır. Çünkü eğer bu kabul edilmezse, çıkarsama olmayacaktır.

Dördüncüsü eşit bir sayının eşit bir sayıyı geçmesi koşuluyla stadyumda karşıt yönlerde devinen cisimleri ilgilendirir. Bir küme stadyumun sonundan, öteki ortasından başlar. Ve eşit hızlarla devinirler. Bundan zamanın yarısının onun çiftine eşit olduğu sonucunun çıktığını düşünür. Yanılgı biri devinen bir nesneyi geçen ve öteki duran bir nesneyi geçen ve eşit hızlarda devinen eşit büyüklüklerin eşit bir zaman uzunluğu boyunca yol aldıklarını ileri sürmekten oluşur. Ama bu yanlıştır.

Örneğin duran eşit cisimler AA olsunlar. BB ortadan başlayanları göstersin ve bunlar sayıca ve büyüklükçe onlara eşit olsunlar. Ve CC sondan başlayanları göstersin, ve bunlar sayıda ve büyüklükte onlara ve hızda B lere eşit olsunlar. Bundan şu çıkar ki, devinerek birbirlerini geçerlerken, ilk B ve ilk C aynı zamanda aynı uçtadırlar. Ve buna göre C tümünü geçmiş, ama B onların yarısını geçmiştir. Bu yüzden zaman yarısıdır — çünkü ikisinden her biri eşit bir zaman için her birinin yanındadır. Ve aynı zamanda şu çıkar ki ilk B tüm C leri geçip gitmiştir. Çünkü ilk C ve ilk B karşıt uçlarda aynı zamanda olacaklardır (çünkü, dediği gibi, A ların her birinin yanısıra olan için olana eşit bir zaman için B lerin her birinin yanısıra olur) — çünkü her ikisi de eşit bir zaman için A ların yanındadır. Uslamlama budur, ve sözünü ettiğimiz yanlışlık üzerine dayanır. [Aristoteles, Fizik 239b5-240a18.]

Aristoteles Zenon’un uslamlamalarından birincisini tartışmasına döner:

Zenon’un uslamlaması sonsuz bir sayıda şeyi geçmenin ya da sonsuz bir sayıda şeye tek tek dokunmanın sonlu bir zamanda olanaksız olduğunu varsayar. Ama bu yanlıştır. Çünkü hem uzunlukların hem de zamanların — ve aslında tüm süreklilerin — iki yolda sonsuz oldukları söylenir: Ya bölme yoluyla ya da uçları açısından. Şimdi sonlu bir zamanda nicel olarak sonsuz bir sayıda şeye dokunmak olanaksızdır, ama sonsuz sayıda şeye bölme yoluyla dokunmak olanaklıdır. Çünkü zamanın kendisi bu yolda sonsuzdur. Öyleyse bundan şu çıkar ki, sonsuz olan sonsuz değil ama sonlu bir zamanda geçilir, ve sonsuz sayıda şeye sonlu olarak değil ama sonsuz olarak çok kıpıda dokunulur. [a.v.y., 233a21-31.].


"Yunan Kadını,"  Alma Tadema  

Zenon’a göre devimin gerçekliği yoktur, çünkü, Aristoteles’in sözünü ettiği birinci uslamlamasında belirttiğine göre, devimde olan sona ulaşmadan önce ilkin ortaya ulaşmalıdır. Ama ortanın da ortası vardır, ve bu sonsuza dek böyle sürer. Devinecek olan bir cismin sonsuz sayıda noktayı geçmesi gerekecektir. Ama bu olanaksızdır. Bu bakış açısında uzayın sürekliliği kabul edilir. Ama buna göre bölünme edimsel değil, tersine salt gizil ya da ilkeseldir. Hegel’in kötü sonsuz dediği bu sonluluk düzleminde devinen birşey saltık olarak bir sona ulaşamayacak çünkü bölünme saltık olarak sonlanmayacaktır. Bu analitik düşüncedir, diyalektik değil, çünkü karşıtların birliği değil ama karşıtların ayrılığı doğrulanır: Daha açık olarak, süreklilik doğrulanırken süreksizlik yadsınır. Bölünme sürerken hiçbir durumda bölünemez bir parçaya, bölünmeyen süreksiz bir uzaya izin verilmez, ve analitik ya da çözümlemeci düşünce kendi yolunda haklı olarak bundan başka hiçbir sonuca varamaz.

Bu sonsuzluk gerçekte sonsuzluk değildir çünkü bölme ediminin hiçbir sona ulaşmadan sürmesi her zaman sonluda kalındığından, ilerlemenin kendisinin sonluluk imlediğinden başka hiçbir anlama gelmez. Bu bölme edimsel değil ama ilkeseldir, reel değil ama idealdir. Salt düşüncededir. (Bu konudaki gözlemler için Aristoteles'in kısa çalışması Kategoriler’e bakabiliriz.)

Süreklilik kesikliliğin ya da süreksizliğin karşıtıdır, tüm ayrımın, tüm sınırın, tüm olumsuzlamanın, tüm belirlenimin yokluğudur, saltık birliktelik, sonsuzluktur. Süreksizlik bölünemeyendir, nokta ya da atom ya da birdir, sınırdır, sonluluktur, kendini saltık olarak ayırdetme, tüm bağıntının olumsuzlanmasıdır.

Süreklilikte içerilen bölmenin sınırlanışı saltık sınırlanış değildir çünkü sınırlananın kendisi yine süreklidir, ve öyleyse bir kez daha bölünmelidir. Zenon’un devimin olanağını çürütmesinin mantığı yalnızca ve yalnızca bu analitik uslamlama üzerine dayanır. Ama, bir kez daha, bu hiçbir biçimde sonsuzluk değildir. Tersine, sözcüğün tam anlamıyla sonluluktur. Yine burada uzayın hiçbir zaman bölünemez olamayacağı, bölmenin olanaksızlığının uzay kavramının kendisinin olumsuzlanmasını gerektirdiği imlenir. Uzayın olumsuzlaması ise noktadan başka birşey değildir (Öklides’in tasarımsal tanımı: "nokta parçası olmayandır"). Bu açıktır ki sürekliliğin sonu, kesikliliğin kendisidir. Uzayın sonsuz çoklukta noktadan oluştuğunu söylemek hiç kuşkusuz uzayın geçilemeyeceğini, devimin olamayacağını söylemektir.


Çokluk Üzerine Uslamlamalar. Parmenides'in Birin varlığını savunusunu Zenon Çokluğun yokluğunu tanıtlayarak güçlendirmeye çabaladı. Gerçek varlık hem bir hem de bölünemezdir. Birlik ve Bölünemezlik birlikte olmalıdırlar. Çokluk ve Bölünebilirlik ise olmamalıdırlar, ve olmamalarını düşünce tanıtlamalıdır çünkü düşünülmek ve varolmak bir ve aynıdır. Başka bir deyişle, gerçekliği ancak düşünce saptayabilir ve düşüncenin düşünebildiği ya da ussal olan vardır, düşünemediği ise usdışıdır ve yoktur. Düşünce çelişkili olanı düşünemez. Bu Eleatik uslamlamanın düğüm noktasıdır.

Çokluk çelişkili bir kavramdır, ve Zenon tam olarak bu çelişkiyi göstermek ister. Evren çokluk ise bir birimler çokluğudur ve öyleyse bölünebilirdir. Ama bölünebilirse bu işlemin sonsuza dek sürmesi gerekir çünkü bir büyüklüktür. Ama her büyüklük kendileri büyüklükler olan ve böylece bölünebilir olan parçalara bölünebilirdir. Ama o zaman birim denilecek birşey olanaksızdır çünkü herşey bölünebilirdir ve böylece bir değildir. Öyleyse birlerin bir çokluğu olması gereken çokluk olanaksızdır.Zenon Birin bölünebilirliğin ve bölünemezliğin birliği olduğunu görmeyi başaramaz. Gerçekten de salt Bir yoktur çünkü Bir ancak Çoku olumsuzlayarak Birdir. Ama bu olumsuzlamanın ondan ayrılmaz olması ölçüsünde Bir gerçekte Bir değil ama tam olarak olması gereken şeyin karşıtıdır.

Zenon’un diyalektiği analitiğe bozulur: Birin kendisi bölünemez ise, hiçbirşey ya da yokluk olmalıdır. Kurgul gerçeklik Bir ve Çokluğun bir oldukları, bölünemezin kendinde, kavramında ya da gerçekte bölünebilir olduğudur. Bu karşıtlık tam olarak anlağın yadsıması gereken şeydir çünkü olguyu en son belirlenimlerinde kavrama yetisinden ayrı olarak anlama yetisi ancak tekil ya da soyut olanı doğrulamaya yatkındır.


Alma Tadema, "Daha isteme," (ayrıntı)  -- TIKLAYIN  

İkinci uslamlama "Aşil"i ilgilendirir.

Aynı yönde devinen iki cisimden biri önde ve öteki ise belli bir uzaklıkla ama daha büyük bir hızla arkadan gelmektedir. İkinciyi yakalayıp geçecektir. Ama Zenon "Yavaş giden hiçbir zaman hızlı giden tarafından geçilemez," der, ve şöyle tanıtlar: "İkincisi izlenenin verili dönemin başında başladığı yere ulaşmak için belli bir zaman aralığına gereksinir." Böylece ikincinin birincinin olduğu noktaya ulaşmak için kullandığı zaman sırasında birinci yeni bir yol daha almıştır ve şimdi ikincinin bunu geçmesi gerekmektedir. Bu böyle sonsuza dek sürer.

c
d
e
f
g
B
A

Örneğin B bir saatte iki birim (cd), ve A ise aynı zaman içinde bir birim (de) yol alıyor olsun. Eğer birbirlerinden iki birim (cd) uzakta iseler, B bir saat içinde A nın saatin başında olduğu yere ulaşacaktır. B sonraki yarım saat içinde A tarafından alınan bir birimlik (de) yolunu geçerken, A yarım birim (ef) daha ilerlemiş olacaktır, ve bu sonsuza dek böyle gider.

Aristoteles bundan söz ederken kısaca şöyle yazar: "Bu tanıtlama aynı sonsuz bölünebilirliği ileri sürer, ama doğru değildir, çünkü hızlı olan eğer onun için geçilecek sınırlar kabul edilecek olursa yavaş olanı yakalayacaktır."

Bu tasarımda birbirlerinden ayrı iki zaman dönemi ve iki uzaklık vardır. Eş deyişle, birbirleri ile ilişkilerinde sınırlıdırlar (kesiklilik kıpısı). Buna karşı, uzay ve zamanın sürekli oldukları olgusunu göz önüne alırsak, birbirleri ile ilişkili (süreksiz) olan zaman kıpıları ve uzay noktaları iki değil ama özdeştirler.


Devim Uslamlaması. Eğer birşey deviniyorsa ya olduğu yerde ya da olmadığı yerde olmalıdır. Eğer birincisi ise gerçekte dinginliktedir. Eğer ikincisi ise açkıça olanaksızdır.

Uçan Ok. Uçuyor görünen bir ok gerçekte durgundur çünkü kendine eşit bir yer kaplayan herşey uzayda dinginlikte olmalıdır ve bu bir ok için de böyledir. Bu uslamlama Burası gibi Şimdinin de değişmez olduğunu varsayar. Burası Orası değildir ve Şimdi Sonra değildir. Ama bu karşıt kavramlar ayrı oldukları denli de bir ve aynıdırlar ve bu birlik devimin salt analitik-görüngüsel birşey olmadığını, tersine kurgul-kavramsal olduğunu, var olduğunu tanıtlar. Görüngü, doğal bilincin sanısının tersine, gerçekte kendini çürütme doğasındadır.


 


  A


GELİŞTİRİLİYOR