UZAY, ZAMAN, ÖZDEK I
-
MAXWELL, EINSTEIN, SCHRÖDINGER, BORN
James Clerk Maxwell
Doğada Olgusal Andırımlar Var Mıdır?
‘‘Doğada [bu temel uzay ve zaman idealarına]
karşılık düşen birşeyin mi olduğunu, yoksa [bu ideaların] yalnızca kendi
ansal düzeneğimizin dışsal şeylerin yüzeyindeki izdüşümleri mi olduklarını
belirlemek anlağın özlemlerini yatıştırmak için saltık olarak zorunludur.
Şimdi bana öyle görünüyor ki, uzayın üç boyutu olduğunu söylediğimiz zaman
yalnızca bilinen üç boyut ile eşgüdümlü bir dördüncü boyutu tasarlamanın
olanaksızlığını anlatmakla kalmayız, ama noktaların üç değişkendeki bağımsız
değişmeler yoluyla konumda değişebildikleri biçimindeki nesnel gerçekliği
ileri süreriz. Öyleyse burada anlağın yapısı ve dışsal evrenin yapısı arasında
olgusal
bir andırım buluruz.’’
Einstein
"Uzay ve Zaman"
(1926)
Ama daha dikkatli bir düşünme bize
özel görelilik kuramının bizi etheri yadsımaya zorlamadığını öğretir. Bir
etherin varoluşunu kabul edebiliriz; ancak ona belli bir devim durumu yüklemekten
vazgeçmeliyiz, e.d. soyutlama yoluyla ondan Lorentz'in henüz ona bıraktığı
son mekanik özelliği uzaklaştırmalıyız.
... Genel görelilik kuramının etheri
kendisi tüm mekanik ve kinematik niteliklerden yoksun olan, ama mekanik
(ve elektromanyetik) olayları belirlemeye yardım eden bir ortamdır.
... Toparlarsak, diyebiliriz ki genel
görelilik kuramına göre uzay fiziksel niteliklerle donatılıdır; öyleyse,
bu anlamda bir ether vardır. Genel görelilik kuramına göre ethersiz uzay
düşünülemezdir; çünkü böyle bir uzayda yalnızca ışığın yayılımı ortadan
kalkmakla kalmayacak, ama ayrıca uzay ve zaman ölçünleri (ölçme-çubukları
ve saatler) için ve dolayısıyla fiziksel anlamda uzay-zaman aralıkları
için hiçbir varoluş olanağı da bulunmayacaktır.
Erwin Schrödinger
"Dinginliksiz Evren"e
(1926)
‘‘Fizik ağır bir düşünceler bunalımı
içindedir. Bu bunalım karşısında, birçokları olgusallığın nesnel bir tablosunun
olanaksız olduğunu ileri sürerler. Bununla birlikte, aramızdaki iyimserler
(ki kendimi onlardan biri sayıyorum) bu görüşe umutsuzluktan doğan felsefi
bir aşırılık olarak bakarlar. Umuyoruz ki şimdiki düşünme dalgalanmaları
yalnızca eski inançların bir altüst oluşunun belirtileridir ve sonunda
bugün konumuzu kuşatan formüller dağınıklığından daha iyi birşeye götürecektir.’’
Max Born
Özdek Nedir?
‘‘Bu kitabın yeni bir yayımı sorusu doğduğu
zaman büyük bir sıkıntı duydum. Çalışmayı güncelleştirmek için 1935’ten
bu yana yer alan bilimsel gelişimin bir açıklamasını yazmam gerekiyordu.
Ama bu dönem herhangi bir önceki evre gibi hayranlık verici buluşlar, düşünceler
ve kuramlar ile dolu olsa da, onları kitabın yazılmış olduğu aynı tonda
betimlemem olanaksızdı; bundan böyle doğanın işçiliği üzerine derin bir
kavrayışın ussal bir felsefeye ve dünyasal bilgeliğe doğru ilk adım olduğu
inancı içinde yazamazdım. Bana öyle görünüyor ki, atom bombasına götüren
yolda öncülük eden bilimciler olağanüstü becerileri olan insanlar olmuş
olsalar da, bilge insanlar değildiler. Buluşlarının meyvalarını koşulsuzca
politikacıların ve askerlerin eline teslim ettiler; böylece duyunçlarında
suçsuzluğu ve anlıklarında özgürlüğü yitirdiler.’’